Osmanlının Yıkılmasının Gerçek Sebepleri
Osmanlının yıkılmasının gerekçesi olarak çoğunlukla ekonomik sebepler ve bilimdeki gelişimi takip edememesi sayılmış.
ancak bu sayılanlar ana ve asıl yıkılış sebebi olmaktan uzaktır.
evet doğrudur, binlerce yıl boyunca dünya ticaretinin ana ekseni ipek ve baharat yolları olmuştu. bu ticaret rotası, ipek yolunun güzergahındaki ülkelere büyük zenginlik bırakıyordu. portekizlilerin afrikayı dolaşıp hindistan ve uzakdoğuya deniz yoluyla ulaşması, ipek yolunu bitirmişti. böylece dünya ticaret rantı atlantik liman kentlerinde toplanmaya başladı. bu gelirden mahrum kalan ortaasya, ortadoğu, mısır ve anadolu ise hızla virane hale geldi.
ancak buradaki hassas nokta şudur: eğer bir toplum canlı ve diri ise, hamle ruhunu ve kabiliyetini kaybetmemiş ise, karşılaştığı maddi sorunlara mutlaka bir hal çaresi bulacaktır.
işte osmanlının yıkılışındaki ana ve en arka planda yatan sebep budur. osmanlı ve doğulu, toplumsal(kolektif) bilinç itibariyle kitlenip kalmış ve ilerleyemez hale gelmiştir. bir nevi bilinç olarak diri değildir artık onlar, ölüdürler.
son tahlilde her şey bilince bağlıdır. tıpkı insan fertlerinin bilinçsel bir evrimi ve ilerleyişi olduğu gibi, toplumların kolektif bilincinde de aynı evrim söz konusudur.
bu noktada, “peki osmanlı ve doğulu niçin toplumsal bilinç olarak kitlenip kalmıştır?” diye sormamız gerekir. bu soru ayrıca ele alınması gereken derin bir meseledir.
şimdilik şu kadarını söyleyeyim ki, eşyanın(varlığın, maddenin) hakikatini bilmek hz. isa’ya bağlı bir kemaldir. batının gelişmişliğinin altında yatan sır işte budur; yani onların isevi olmasıdır. ancak batı söz konusu bilinçsel sıçrayışı ters kutba savrularak gerçekleştirmiştir. bu da onları anti-isa, yani deccali bilince ulaştırmıştır. deccali bilinç dahi ters dönmüş isevi bilinçtir esasen. mesela newton’un aslında bir büyücü olduğunu biliyor muydunuz? …evet, peygamberler olmasaydı medeniyet olmazdı…
diyalektiğin kanunları gereği, bilinç(kişisel veya kolektif) ilerleyişi esnasında mutlaka ters kutuplara uğrayacaktır. bundan kaçınmak mümkün değildir.
o yüzden günah işlemekten değil, günaha saplanıp kalmaktan korkalım. zira insan günaha düştüğünde, içindeki şeytani bilinç dile gelir ve “sen çok berbat birisin. senin kadar kötü bir insan yoktur bu dünyada. sen ümitsiz vakasın. senden bir halt olmaz vs.” şeklinde vesvese verir ve ümidini yok edip kişiyi günahta kitleyip bırakmak ister.
ters kutba(günaha) uğramanın tövbesi, oradan kurtulmaktır.
bakalım batının tövbesi nasıl olacak!
görelim doğu nasıl tövbe edecek!
zira biz henüz bilinçsel sıçrayışımızı yapmış ve aydınlanmayı başarmış değiliz. türkiye’nin şu anki ulaştığı gelişmişlik, tamamen batının yüzeysel taklidinden ibarettir.



