Son yazınızdan şunları anladım isnetus:
insandaki meleki(nurani) güçler, ego’nun güdümündeyken onlardan iyilik, hak ve hakikat beklentisinde olamayız. hatta bizatihi insanın kendisine bile zararları dokunur; çünkü nihayetinde egonun saltanatını güçlendirirler.
meleki güçler veya nurani güçler veya bir diğer tabirle israiloğulları, firavun’nun hizmetinde olduğu müddetçe kötülüğe, kötüye hizmet eder, onu korurlar. fakat altyapı(ego) yıkılırsa, üst yapı yani her şey düzelir.
altyapı değişmesi için tersyüz olmuş ilişkileri düzeltmek gerekiyor. egoyu, şeytanı kutsamak haktan, hakikatten dürüst ve temiz yaşamaktan perdeliyor insanı.
ben varsam öteki de vardır. ötekine karşı kalkanlarımı, zırhımı kuşanıp onları ısırarak ömrümü tüketmem, meleki güçleri(nurani güçleri veya polisi) cinni kuvvetlere dönüştürüp yaşamam zulümdür; en başta kendime sonra başkasına zullümdür.
insandaki tüm meleki güçler(nurani güçler, israiloğulları veya polis güçleri) hakkı ve hakikati tanıma yani egoyu aşma yolunda çalışmaya başlarlarsa, hem kendileri güzelleşir hem de çevreye ışık salarlar…
altyapının değişmesi, egonun aşama aşama dönüşüm geçirmesi ve yok olmasıdır. bunun sonucunda ve beraberinde olacaklar ise şudur: meleki güçlerin(israiloğullarının) firavundan(egodan) kurtulması ve mısır ülkesinden çıkmalarıdır; yani beden kaydından azade olmalarıdır veya polis güçlerinin ceberuta hizmet eden cinni güçler olmaktan kurtulmaları ve asli yapılarına yani meleki yapılarına kavuşmalarıdır.
ve nihayet altyapının değişmesi ile ortaya çıkacak üstyapı değişimi ise ancak güzel ahlaktır.



