Şarap 4
Bir padişah, hoş bir içki meclisi kurmuş, orada içip sarhoş olmuştu. o
sırada kapının önünden bir din adamı, fakih geçiyordu.
• sarhoş padişah; “şu adamı meclise getirin; şu la’l renkli şaraptan ona
içirin!” diye emir verdi.
• onu, zorla meclise getirdiler. hoca, yılan zehri gibi asık bir suratla
somurtup istemeyerek o içki meclisine oturdu.
• hocaya şarap sundular, içmedi. öfke ile yüzünü sakîden de, padişahtan da
çevirdi.
• “ben, ömrümde ağzıma şarap koymadım! bana, en kuvvetli öldürücü zehir,
şaraptan daha hoş gelir!” dedi.
• “aklınızı başınıza alın! bana, şarap yerine zehir verin de, ben kendimden
kurtulayım, siz de bu işten kurtulun!”
3920 • şarap içmeden gürültüye başladı. meclis, neşesini kaybetti; oraya dert
ve ölüm havası gibi ağır bir hava çöktü.
• nefsine düşkün kişiler, dünya ehli olanlar gönül ehli ile beraber oturdukları
zaman bu hale gelirler!
3934 • padişah, sakîye; “ey insanları iyi yola götüren, dertlileri neşelendiren
kuvvetli rehber! ne diye sessizce duruyorsun? haydi, şu suratı asık hocayı
neşelendir!” dedi.
3939 • sakî, hocanın başına birkaç sille vurdu ve; “al!” diye kadehi ona
uzattı. zavallı, sille korkusundan kadehi aldı, içti.
• hoca sarhoş oldu; bağ bahçe gibi açılıp saçıldı. nedimliğe, güldürücü
fıkralar anlatmaya başladı.
• arslanı bile tutacak bir hale geldi; neşesinden, parmaklarını şıkırdatmaya
başladı. sonra kalktı, su dökmek için ayakyoluna gitti.
• ayakyolunda, ay gibi parlak yüzlü bir halayık vardı. padişahın
cariyelerinden olan bu kız, pek güzeldi.• sarhoş hoca kızı görünce, ağzı açık kaldı; aklı büsbütün başından gitti, ona sarıldı.
• ömrü bekar olarak geçmişti; kadınlara karşı özlem duyuyordu. aynı
zamanda sarhoştu. bu yüzden, iki eli ile kızı yakaladı, ona sarıldı.
3962 • hocanın geriye dönmesi hayli gecikti; padişahın bekleyişi de haddi
aştı.
• vak’ayı görmek için padişah kalktı geldi. oradaki kıyamet zelzelesini,
çırpınmaları gördü.
• hoca, korkusundan sıçradı, koşup meclise geldi; ateş gibi kadehini aldı.
3965 • padişah, pek öfkelenmişti; cehennem gibi kıvılcımlar saçıyordu. bu
kötü işi işleyen hocanın da kanına susamıştı, kızın da!
• hoca; padişahın yüzünü öfkeli, kahırla dolu, acı, kanlı bir halde zehir
kadehine dönmüş görünce,
• sakîye; “şaşkın şaşkın ne oturuyorsun!” diye bağırdı. “çabuk; şarap sun da,
padişahı neşelendir!”
• bu sözü padişah duyunca, gülmeye başladı. “hoca efendi!” dedi. “ben
kendime geldim, neşelendim. o kız da senin olsun!”
(mesnevi’den)



