Şeriatı Kabul Etmem Ama Müslümanım
Son derece tehlikeli ve milletin imanına mâl olabilecek bir cümle. islam’ın gerek kişisel bazda, gerekse toplumsal planda yaşanması ve tatbikata çıkarılması belli bir metod ve sistematik yaklaşım gerektirir.
insanların böyle bir gereklilikten bile bihaber olduğu ve “kuran’da ne yazıyorsa yapalım işte ” seviyesinde insanlardan teşekkül eden bir topluma, islam’ı doğrudan tatbik etmek mümkün değildir.
islam’ı tatbik etmek, kuran’dan kuru akılla anlaşılanı veya 1400 yıl öncesinin pratiğini günümüz toplumuna direkt aktarmak değildir. böyle sığ düşünenlerin uygulamaları hep elinde patladı. islam adına sayısız rezalet sergileyip kendi pisliklerinde boğulup gittiler.
islam özü itibariyle zamanüstü bir hakikate denk gelir. o özle temas edip, elde edilen saf hakikati içinde bulunulan çağa ve topluma göre yeniden açmak…işte çare budur. bu dediğimiz hadise islam’da teceddüt/yenilenme olarak geçer.
bize lazım olan böyle bir müceddit/yenileyicidir. aksi takdirde şeriat adına yapılacak cinayetler insanları islam’dan büsbütün soğutur ve onları inkara iter.
o zaman ne diyelim?
“Allah’a ve peygamberine inanıyorum, ama günümüzde islam adına bazı kifayetsizlerce sergilenen saçmalıkları ise reddediyorum ki, bu saçmalıklar islama değil sahibine aittir ve onların keleşliklerine işaret eder”
ve sözü, anlayanı için mücevher kadar değerli olan Muhiddin-i Arabi hazretlerinden bir aforizma ile bağlayalım: “gelenek yoluyla bize intikal eden ilimler yalnızca kabuktur, onlara anlam yükleyen bizleriz”



