“Marifetullah*, bomboş bir kalbe sahip olmak değildir. aslında başlangıçta her insanın kalbi boştur. boş olduğu için de dünya ile doluyor veya bazıları hiçlik diyor ve marifetmiş gibi kalbe dolanları boşaltmaya çalıyor. spritüel öğretilerin yaptığı bu değil mi? nefse safiyet kazandırmak yani… o kalbi boşaltanlar, o boşluğun ilânihâye devam edeceğini sanıyorlar. boşalan kalp muhabbetullah ile doldurulmazsa mümkün değil boş kalmaz. zira eşya* boşluk kabul etmez.”(bir okuyucu mesajı)
arkadaş oldukça güzel bir noktaya temas etmiş. spiritüalistler bir ömür boyu kalplerini boşaltmaya ve hiçliğe ulaşmaya çalışırlar. çoğu bunu beceremez ve o yolun kültüründe oyalanır durur. çok az sayıda başarılı olan şahısların ise gayretleri boşa çıkar.
zira, yalnızca “lâ ilâhe” demek yani kalbi boşaltmak yeterli değildir. onu “illallah” ile yani muhabbetullah ile(allah sevgisi ile) doldurmak ve süslemek icap eder. “illallah” diyebilmek için de “muhammedün resulullah” demek şarttır; çünkü insan-ı kâmil olmadan allah’ı bilmek kesinlikle mümkün değildir.
niçin mümkün değildir biliyor musunuz?
Allah, kainatı ve insanı bilinmek için yaratmıştır. yani kainat büyük ölçekte, insan ise küçük ölçekte Allah’ın görünmesi, zâhir olmasıdır. dolayısıyla kainatı ve insan-ı kâmili es geçtiğinizde Allah’ı bilmek artık mümkün olmaz. “Muhammedün Resulullah” lafzının altında diğer tüm insan-ı kâmiller de zımnen mevcuttur. başka bir tabirle, her devirdeki insan-ı kâmil, peygamberin o zamana düşmüş gölgesidir. peygambere yönelmek için önce ona yönelmek gerekir.



