Rüya, Rüya Dili ve Bilinçaltı SembolizmiAkıl- ÜstbeyinDin, Evrensel Düzen ve SünetullahDiyalektikEvliyalarHakikatHatem'ül Enbiya (sav)İman ve İnkarKalp - AltbeyinPeygamberlerSahabe-i Kiram - 4 Halife - Ehl-i BeytŞeytanTitreşim Frekansı

Şeytanın Galibi Belli Olan Yarışa Girme Nedeni 2

Örnek:

peygamber efendimiz ve bir grup sahabi* birlikte yemek yemektedirler. sahabilerden biri yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutur. bir müddet sonra besmele çekmek aklına gelir ve çeker. bunun üzerine peygamber efendimiz ona der ki, “sen besmelesiz yemeye başlayınca, senin şeytanın da yemeye başladı. sen besmele çekince tüm yediklerini kustu”.

işte bu sembolik dil, altbeynin dilidir. zira altbeyin yalnızca rüyaların diliyle, sembol lisanıyla konuşur. o üstbeynin mantık dilinden anlamaz. normal insanlar ancak uykularında altbeynin konuşmalarına şahit olabilirler. zira onlar ancak uyuduklarında üstbeynin hakimiyetinden kurtulabilmektedirler. peygamberler ve evliya onlar gibi değildir. bu zatların altbeyni çok yüksek titreşim frekanslarına çıktığı için, uyanıkken dahi rüya alemine veya perdesine göz atabilirler. bu da gerek beşer ilişkileri esnasında gerekse de evrenin işleyişi sırasında hasıl olan her manadan haberdar olmaları anlamına gelir. onlar anbean rüyalar perdesinde her şeyi sinema gibi izlerler. diğer insanlara da gördüklerini anlattıkları zaman, elbette altbeynin sembolik dili ile konuşurlar.

mesela ben o yemek olayını üstbeynin diline tercüme edeyim… siz de iki dil arasındaki farka dikkat ediniz.

her insanın içinde onu süfliyata çeken negatif, karanlık, olumsuz, antitez yönü vardır. elbette bir de onun tam tersi ulviyata çeken yönü vardır. bir kimse yemeği ulvi bir niyetle değil de sırf içgüdü gereği yerse, elbette yalnızca karanlık yönünü beslemiş olur. ancak yemeği ulvi bir niyetle yerse, mesela “bedenime gereken ihtimamı göstereyim ki, hak ve hakikat yolunda gayretli olabileyim” derse, o zaman yemek aynı anda onun ulviyatını da besleyecektir. işte besmele o ulvi niyetin kısa ve özlü, daha da önemlisi altbeyne yönelik ifadesidir. altbeyin “bismillah” kalıbının titreşimlerini derhal algılayacak ve enerjisi ile yüklenecektir(bu nedenle kuran bir buzdağı gibidir. altbeyne hitap eden yönü, üstbeyne hitap eden yönünden çok daha büyüktür. yine aynı nedenden dolayı, kuran’ın titreşim frekansını bozmamak için, indiği haliyle tek harfini bile değiştirmeden okumak gerekir).

umarım bu verdiğim örnekten altbeynin ve üstbeynin dilleri arasındaki fark anlaşılmıştır.

işte sapla samanı karıştırmak bu noktada olmaktadır.

insanlar altbeynin diliyle anlatılan bir meseleyi, üstbeynin mantığına göre yorumlayıp galata düşmekte ve çok yanlış yerlere gitmektedirler. oysa altbeynin verilerini ele alma yöntemi çok farklıdır. illa da ben üstbeyne göre konuyu değerlendirmek istiyorum diyorsanız, o zaman önce anlatımı üstbeynin diline tercüme etmeniz gerekmektedir. aksi takdirde, “frodo niçin yüzüğü kartala binip götürmedi de, çeşit çeşit belaya, musibete katlandı?” demek gibi absürt bir durum ortaya çıkar.

işte bu yüzden, dinin altbeyne ait verilerini tercümesiz ve destursuz ele alırsanız, ya fena halde saçmalarsınız ya da direkt inkara gidersiniz. neticede olan size olur…kendinizi hakikatten mahrum bırakırsınız.

sonuç: varlık dualizm ilkesi üzerine inşa edilmiştir. işleyiş “tez-antitez-sentez” şeklinde ve diyalektik karakterdedir.

isnetus 15.09.2023 15:56 ~ 16:32

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. selamün aleyküm
    ben bir şey sormak istiyorum bununla ilgili. karşı çıkmak için değil de şu şekilde
    hem sizin izah ettiğiniz manası vardır hem de bizim doğrudan üstbeyin ile baktığımızda anladığımız manası vardır iki manayı da içerebilir mesela.
    bu şekilde olamaz mı? bazı hadisler iki manayı da (hem üstbeyin ile bakarak anlaşılan mana hem altbeyine hitap eden mana) içerebilir gibi geliyor bana. yanılıyor muyum?
    bir örnek vereyim sizin fakirler zenginlerden önce cennete girecek yazınızda belirttiğiniz mana hem zahiren doğrudur hem manen doğrudur. iki manaya da gelmesi hadisin daha geniş anlam içerdiğini göstermez mi?
    izah ederseniz sevinirim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu