Siyasal İslamın Çatır Çatır Çöküşü
Dinin hakikatine ve özüne nüfuz edip, sonra da içinde bulunulan devir ve şartların gerektirdiği bir forma, şekle büründürme dehasına sahip bir insan-ı kamil zuhur etmedikçe, bütün islam anlayışları çökmeye mahkumdur.
bu anlayışlar:
ister siyasal olsun,
ister tasavvufi olsun,
ister ilmi olsun,
ister fikri olsun,
durum değişmez. çünkü bunlar hep parça hakikatler olarak kalmaya ve bütünü kapsayıcı, total ve icmali(toplayıcı) kuşatıcılıktan uzak olma durumundadırlar. öze nüfuz etmeyi başarmış olan zat, saf hakikati her türlü şarta göre rahatlıkla tecessüm ettirebilir.
böyle bir zatı, bantuların arasına gönderseniz islamı onlara uygun bir şekilde anlatır,
eskimoların arasına gönderirseniz, onların anlayacağı dilden konuşur. kardan, buzdan, beyaz ayıdan misaller getirir, şunu söyler, bunu söyler, neticede mesajını iletir. onun için dış dünya şartlarının bir önemi yoktur.
her türlü vasata anında adapte olur. malik olduğu marifet bunu ona sağlar. tıpkı çok parası olan kimsenin sahip olmadıklarına da bir nevi sahip olması gibi…böyle bir seviyeden mahrum olduğu halde islam adına yola çıkanlar, az bir zaman sonra samimiyetlerini kaybeder ve işi pisliğe dökmeye başlarlar. hepsinin sonu felaket olur.
işte görüyorsunuz, her şey ortada…sahtekarlar, kalpazanlar, sapık şeyhler, danseden manyak mehdiler, demagoglar…say say bitmez…



