Okuyucu MesajlarıEsma-ül Hüsna ve TecellileriNefs, Benlik-Ego

Suret

Bir arkadaş ramazan açılımlarını göndermiş bana. herkese faydalı olabilecek marifetler içermesi sebebiyle paylaşıyorum:

“her sûrette bize görünen hakk’tır diyordunuz ya hep, tam anlayamıyordum bunu. dış yüzden anlamakla yetiniyordum. nefsimin/benliğimin de sadece bir sûret olduğunu anlayınca mânâsını idrak ettim. inşaallah doğru anlamışımdır.

nefsin şerri ve karanlığının da ne olduğu biraz açıldı. onun şerri ve karanlığı dediğimiz şey, aslında yokluğu imiş. allah’ın isimlerinin, sıfatlarının, zât’ının nûrunu ne kadar yansıtabilirse o ölçüde yokluktan, karanlıktan ve şerden kurtulabiliyormuş.

nefsimiz başlangıçta dünyaya, maddeye ve sûretlere dönük durumdadır. farkında olsa da olmasa da allah’a duyduğu iştiyak sebebiyle dünyaya ve sûretlere bağlanmaktadır(arayışı nedeniyle… bir nevi aradığını bulmak için her kapıyı çalıyor). aşağıların aşağısına düşmek oluyor bu da. maddeye düşüyor çünkü.

kademe kademe anlıyor aradığının aslında ne dünyada ne de sûretlerde olmadığını; bunun için feci dayaklar yemesi, sıkıntılar çekmesi, her kapıdan kovulması gerekiyor. ancak o zaman neyi aradığını hatırlar gibi oluyor. yüzünü hakk’a dönmek de kademe kademe gerçekleşiyor, bir anda tamamen dönmesi, istisnaî şahıslar dışında, imkansız. gözün, kulağın, kalbin ve tüm manevî kuvvelerin güçlenmesi gerekiyor. o yüzden bir yol göstericiye ihtiyaç duyuyor, kendi başına bin yıl uğraşsa bunu yapamaz, allah’ın lütfû hâriç.

sizi ilk okuduğum zamanlar iç sıkıntım geçiyordu, sakinleşiyordum. mesnevî’yle birlikte açığa çıkan aşk, cezbe, sükûnet çok güzeldi. 3. okumada hastalıklar açığa çıkmaya başladı, bir yandan da bedenim temizleniyordu. sonrasında nefsin hastalıkları tamamen görünmeye başladı, bir yandan da makamlar, mertebeler aklımı çeliyordu, imreniyordum. ne güzelmiş, ben de o makamlara çıkabilir miyim acaba diye düşünüyordum. kendini hakk’a verirsen, tüm güzellikleri tadarsın, damla denize karışırsa deniz olur deniyor ya… bu mevzuuyu o kadar yanlış anlamışım ki… tamam allah’ım ben damlayım ve denize karışmak istiyorum deyince her şey tamam olacak sanıyordum. bunca zamandır o niyetteyim neden olmuyor, bunun yolu ne ki kesin anlayamadığım bir nokta var diyordum.

nefs/ben, hakîkatte yokmuş… yok… sadece allah’ın rızasını diliyorum, bunu dilerken de ikileme düşüyorum. bu dünyada veya ahirette kavuştuğum hiçbir şey asıl mânâda bana âit olmayacak, çünkü her şey o’nun. her yerde her mertebede o var sadece. bu bile illüzyon. o’ndan başka bir şey yokmuş ki gerçekte. kendimi boşuna yormuş ve hırpalamışım. damla diye bir şey yokmuş yani, damla ancak yokluğunu anlayınca her yerin sadece o denizden ibaret olduğunu anlıyormuş. olmayan bir şey nasıl anlıyor bilemiyorum. sanki hissizleşmişim ve kandırılmış gibi hissediyorum, her şey kocaman bir yalanmış”.

isnetus 18.04.2023 11:45

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu