TarihHakikatİdeoloji

Paris’i Şehir Zanneden Ahmaktır

Eğer bir kimse hakikatten kopuk ve uzak düşmüş ise onda mutlaka şu üç özelliği müşahede edersiniz:

1. romantizm

2. nostalji

3. ütopya

o kimse halihazırda hakikate sahip olmadığı için tarifini yapamadığı ve bir türlü bir yerlere bağlayamadığı özlem duygusu içindedir. bu özlem ve şevk duygusunu gelişigüzel biçimde atfedecek arayışlara girer. içinde yaşadığı şartları, ortamı, yöneticileri, şehri, ülkeyi, aileyi vs. de yerden yere vurur.

başka ülkelere, başka şehirlere, başka toplumlara veya geçmişte muhteşem dönemlere(asr-ı saadet, muhteşem yüzyıl vs.) veya gelecekte var olacak harika toplumlara(sosyalizm, idealizm vs… ideolojiler insanı bu damardan yakalar) özlem duyar. vesile kılabileceği her şeyin de romantizmini yapar. hatta romantizmin cılkını çıkarır.

kapitalizmin en büyük özelliği hayal pazarlamasıdır. ürettiği filmler, müzikler, fantazi dünyalar, reklamlar vs. ile insanın hep bu zaafına hitap eder. zira oradan yakaladığında iyi sonuçlar aldığını fark etmiştir. hatta öyle olur ki, bir noktadan sonra ürünün imajı ürünün kendisini geride bırakır. artık insanlar ihtiyacını karşılamak için ürün değil, imaj satın almaya başlar. hayal ve fantazi dünyasına geri dönüşü olmaksızın saplanır kalırlar. kısmen şizofrenik bir durumdur bu…

romantizm, nostalji ve ütopya “şimdi” den kaçmanın yollarıdır. şimdide kalsa onu acı, keder ve yoksunluktan başka bir şey beklememektedir. bu nedenle kendisine sunulan kaçış yollarını seve seve kabul eder.

eğer nesnel ve kaskatı bir gerçeklik gözüyle bakabilseydik, dünyanın her yerinin özde hep aynı olduğunu görürdük. her metrekare şu cemaziyelevvelini bildiğimiz insan denen canlı ile tıka basa doludur. binalar, yollar, ağaçlar, okullar, iş, daimi bir koşuşturmaca ve bitmeyen kavgalar vardır…tarihte de böyleydi, gelecekte de böyle olacak.

ama aynı gerçeklik gözünün bir de eşyanın derununa işleyen nazarı vardır ki, hiçbir kaçış yoluna tevessül etmeden, tek an içinde o sefil maddede hakikatin ta kendisini bulur. her şey zıttı ile belirir ya, en büyük hakikat de maddede, evrenin en düşük frekanslı boyutunda açığa çıkar. en parlak ve en güzel görüntüyü veren ve adına “ayna” dediğimiz nesnenin arkası toprak ile sırlıdır. melekût yani nur boyutu evren aynasının camı, madde ise camın arkasına sıvanmış sırrıdır.

azamet, sefalette işte böyle tecelli eder.

isnetus 11.07.2025 17:26 ~ 17:50

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu