Diyanet İşleri’nin Mezhepçiliği Eleştirmesi
+Allah’ı bilen, marifet ehli yanlış yapar mı?
-elbette yapar, ancak onların yanlışları bile neticede doğruya çıkartılır.
+böyle bir şey nasıl olabilir, yanlış yanlıştır, doğru da doğru?
-çünkü marifet ehli sistematik düşünceye sahiptir. yaptığı her yanlış, içinde bir sonraki sıçramanın tohumunu barındırır. tıpkı işinin ehli arge yapan mühendisin, her hatada yeni bir şey öğrenip sonunda başarıya ulaşması gibi. o mühendisin yaptığı hataları, hata saymak mümkün değildir artık; çünkü onlar hedefe giden yolda basamaklardır.
+diyanet başlığında bunları neden anlatıyorsun, sadede gel.
-tamam geleyim. diyanet denen kurum, saf cehaletin billurlaşmasından ibarettir. bir ideolojik hegemonya aracıdır. vazifeleri ortalama insanı hizada tutmaktır. imamlar maaş karşılığı muktedirlerin siyasi komiserliğini yaparlar. dolayısıyla bunların doğruları bile yanlıştır; yanlışları ise zaten yanlıştır çünkü sistematikten yoksundurlar.
+ peki din iman?
– ne dininden, ne imanından bahsediyorsun sen. onların tek yaptığı ölü bilgileri topluma empoze ederek onları itaatkar mankurtlara çevirmektir.
+peki sence din nedir?
-din, varoluşa katılmış, vahdet/birlik haline ulaşmış kimsenin yaşantısıdır. kitaplardan öğrenilmez, böyle bir zatın eğitimiyle canlı canlı öğrenilir. kuran ve hadis böyle bir zatın eğitim materyalidir ancak. kuran ve hadis kendi başına insanı yetiştirmez. bağlamı doğru tespit edilmemiş her ayet, her hadis, insanı daha beter hakikatten uzaklaştırır. “kuran” diye diye yoldan çıkanların durumu böyledir. istisnalar da kaideyi bozmaz.
+sonuç?
-sonuç monuç yok. avrupa’da kilisenin başına ne geldiyse, diyanetin başına da o gelecek.



