Rabb

Rezzak

Geçim yolları ve sebepleri ki, bunlar ziraat, ticaret ve benzeri yollardır, dilencilerin elinde bulunan çanaklara benzerler.

çünkü cenâb-ı hakk’ın âdet-i ilâhiyesi, kul hiçbir çareye, yola ve vesileye baş vurmadan rızkı onun eline koymak ölçüsünde câri olmamıştır. kul elindeki sebep çanağını harekete geçirip uzatmadıkça Allah ona rızık vermez.

sebeplere başvurup çanağını uzatınca da layık olduğu ölçü ve biçimde onun rızkını çanağına koyar.

o halde sebeplere başvurma durumunda olan kimse geçim sebebini belirttiğimiz düzeye getirmesi zorunludur. ama sebebe başvururken dikkati azîz ve celîl olan Allah’a yöneltmeli, sadece sebebe bağlanıp kalmamalıdır. nitekim dilenci kendi elindeki çanağa veya açtığı avucuna bakmaz, o çanağa veya avuca bir şeyler koyan insanlara bakar.

kul da sebebe başvururken azîz ve celîl olan rabbine bakarsa, o takdirde sebebe baş vursa da rabbine bağlanmış olur. böylece sebep, onunla rabbi arasında vuslat vesilesi olmuştur.

o böylece sebebe değil, sebepleri kudret elinde bulunduran rabbine güvenip dayanmıştır.

artık Allah’ın izin verdiği sebeple verip alır. onun nazarında sebeplerin çok ya da az olması arasında bir fark yoktur. çünkü veren sadece cenâb-ı hak’tır. Allah, birçok sebeplerle elde edilemeyen şeyleri bir sebeple vermeye kadirdir.

o halde kişi sebebe baş vururken Allah’tan korkmalı ve rızık talebinde en uygun yolu seçmelidir.

işte bizim bu belirttiğimiz hususlar, Allah’a bağlanıp kalbini o’nunla meşgul eden ve nzık konusunda da o’na güvenip dayananların baş vurdukları yöntemdir.

diğerleri ise sebebe baş vururken bu konuda helal-haram-hak-hukuk gözetmeden alıp vermede cinayet işleyenlerdir. çünkü onların inancına göre rızık elde etmek, kendilerinin çare, hile ve siyasetlerine bağlıdır. onların kısır siyasetleri(yöntemleri) ne kadar güçlüyse o nisbette rızık elde ederler görüşündedirler. çünkü onların kalbi Allah’tan tamamen kopmuştur.

(abdülaziz debbağ, el-ibriz’den)

not: zâhir ve bâtın iki denizdir. aralarında perde vardır ve birbirlerine karışmazlar. Zahir boyutunun hakkı sebeplere yapışmaktır. bâtın boyutunun hakkı da Allah’tan başka alıcı, verici ve fail görmemektir. birinden biri eksik kalırsa sapma meydana gelir ve kişi istikamet çizgisinden yani bizi hakka götüren doğru yol çizgisinden ayrılmış olur.

isnetus 24.02.2020 16:57 ~ 17:01

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu