
Ey ademoğlu,kim kendini bilirse, muhakkak beni de bilir.
beni bilen de ancak beni ister. beni isteyen de mutlaka beni bulur. beni bulan da her dilediğine ulaşır. benden başkası senin isteklerinin üstesinden gelemez.
ey ademoğlu,
alçak gönüllü ol, beni tanırsın.
aç kal, beni görürsün.
bana ibadet etmek üzere yalnız kal, bana ulaşırsın.
(kutsi hadis)
alçak gönüllü ol, beni tanırsın= buradaki alçak gönüllülüğün bildiğimiz alçak gönüllülük ile ilgisi yoktur. tevazu, hakikat boyutu itibariyle egonun yüzde yüz imhası demektir. bu da ancak “lâ ilahe illallah”ın yani tevhidin idrakıyla veya yaşantı haline dönüştürülmesi ile mümkündür. lâ ilahe= ilah yoktur. burada reddedilen ilah, en başta egodur. dış dünyadaki sair ilahlar dahi ancak egonun birer yansımalarıdırlar.
demek ki neymiş?
Allah’ı tanımak için egoyu aşmak gerekiyormuş. egoyu aşmak aynı zamanda kişinin kendini tanıması demektir zaten.
aç kal, beni görürsün= Allah’ı görmek aç kalma şartına bağlanmıştır. zira müşahade ve keşif ancak açlık ile elde edilir. açlığın asgarisi senede bir ay tutulan ramazan orucudur. daha ötesine geçmek için ön şartların tamam olması gerekir. kalbin tasfiyesi olmadan yapılan 40 gün riyazet türü uygulamalar etkisizdir. hatta kimilerinde sapmaya dahi yol açabilir.
düşünün! Hz. Musa gibi bir zata dahi peygamberlik geldikten nice yıllar sonra 40 günlük riyazete girmesi emredilmiştir.
bizim için en önemlisi egonun aşılmasıdır. biz ahir zaman insanları olduğumuz için sadece bunu başarsak fazlasıyla yeterlidir.
düzenli mesnevi okumak genel bir şuur yükselişine neden olurken, lâ havle çekmek de bilinci tevhid istikametinde yapılanmaya zorlamaktadır.
lâ havle ve lâ guvvete illâ billah = Allah’tan başka güç ve davranış sahibi yoktur.
yani tüm varoluş, en küçük toz zerresine kadar onun tarafından var edilmekte, varlığı devam ettirilmekte ve çekip çevrilmektedir. mesela bizim zihnimizde ürettiğimiz hayaller nasıl her zerresiyle varlığını bize borçludurlar, şu kaianat dahi aynen o şekilde varlığını hakka borçludur. farzı muhal, allah bir anlığına uyuklasa idi, tüm kainat puff diye yok olurdu veya mesela jüpiteri unutsa, jüpiter anında yok olurdu. tek bir toz zerresi için dahi bu geçerlidir.
düşünün nasıl bir kudret!
aynı anda hem bizi hem bizim tenimizdeki bir bakteriyi çekip çevirirken, makro boyutta galaksileri, kara delikleri çekip çeviriyor. işte lâ havle bu hakikati empoze ediyor bizim kalbimize.



