Bilinsin ki, “sırât-ı müstakîm-dosdoğru yol” birlik yoludur ve allah teâlâ hazretleri bir olduğundan, bu birlik yolu, hakk’a çıkan yolların en yakınıdır. şöyle ki, her bir “isim” için bir “kul” vardır; ve o “isim”, o kulun, hâs rabb’dir(yetiştireni, terbiye edenidir). ve o kul da, o “ism”in kulu olmakla berâber, onun görünme yeridir. bundan dolayı kul zâhirdir, cisimdir; rabb ise bâtındır, rûhdur. böyle olunca, mahlûkların nefesleri sayısınca hakk’a yol vardır.
ve her bir mahlûk tâbi’ olduğu kendisine hâs ismin gerekleri üzerine hareket edip o ismin yolunda yürür. o yol da, o “ism”in, o rabb’in “sırât-ı müstakîm”idir.
mesela, mü’min “hâdî*” ve kâfir “mudill*” ve zehir “dârr*” ve bal “nâfi*’”
isimlerinin görünme yerleridir. bunların her birisi, terbiyesi altında bulunduk-
ları ismin gereklerine tâbi’dirler. bundan dolayı hepsi, hâs isimlerine göre
sırât-ı müstakîm üstünde yürürler. fakat bu isimlerin, yolları bir dîğerine göre
sırât-ı müstakîm değildir. örneğin dârr isminin yolu,nafî’ isminin yoluna gö-
re doğru olmaz.
ve mü’min kâfiri, kâfir de mü’mini, eğri yolda görür. şimdi ne kadar ilâhi
isimler varsa, isimlenenin ahadiyyeti îtibârıyla hepsi allâh ismiyle isimlenene
ulaşır. bu sûrette bütün isimlerin yollarını toplayıcı olan sırât-ı müstakîm, “al-
lah” ismiyle isimlenmiş olan ulûhiyyet zâtına mahsûstur.
hâdî isminin hükmü hidâyet ve mudill isminin hükmü de dalâlettir. hâdî ismi kendisinin kulu olan mü’minden râzî olduğu gibi, mudıll ismi
de kâfir kulundan râzıdır. fakat hâdî ismine göre kâfir “üzerine gazab olunan
ve yoldan sapan” zümresine dâhildir. ve aynı şekilde, mudill ismi kendisinin
sırât-ı müstakîmi hâricinde bulunan mü’min kula gazab eder ve onu dalâlette
görür; çünkü bu iki isim, hükümde bir dîğerine muhâliftir. bundan dolayı bü-
tün görünme yerleri bir yönden “üzerine gazab olunan ve yoldan sapan” züm-
resine dâhildir ve bir yönden değildir.
bütün ilâhi isimler “Allah” ismi altında toplanmıştır. bundan dolayı bütün isimlerin yolları,”Allah” isminin sırât-ı müstakîmi altında gerçekleşir.
ve Allah câmi isminin görünme yeri ise, ancak insan-ı kâmildir: ve bu câmi’
isim insan-ı kâmilin rabb’i olup, bu sâadet sâhibi zât bütün ilâhi isimlerin gö-
rünme yeridir.
(muhyiddin-i arabi’den)



