DiyalektikGüzel Ahlak vs Kötü AhlakKuran, Kainat ve İnsan

Tanrının İnsanı Kendi Suretinde Yaratması

Allah ismi toplu esma mertebesine delalet eder. Allah isminde tüm ilahi isimler eriyik halde mevcuttur.

Allah’ın insanı kendi suretinde yaratması da bu hakikatle ilintilidir. bir mühür ve o mühürün kağıt üzerindeki baskısını düşünelim: mühür asıl, kağıt üzerindeki baskısı da onun suretidir veya görüntüsüdür.

insan da böyledir. insan, mühür mesabesindeki Allah isminin yeryüzüne bastığı bir damgadır. insanın Allah’ın yeryüzündeki halifesi (temsilcisi) olması da yine aynı anlama denk gelir.

melekler de dahil olmak üzere hiçbir mahlukda bu özellik yoktur. diğer mahkulatın tamamı çeşitli ilahi isimlerin (cemil, latif, muhyi, mümit vs…) mazharlarıdırlar. insan hariç hiçbir mahluk allah isinini yüklenemez.

niçin böyle olmaktadır?

çünkü insan çok yönlü bir varlıktır. bu sayede her bir ilahi isme mazhar olabilir. mesela günah işler allah’ın müntakim (intikam alıcı) ismini üzerine çeker; korkunç zulümler yapar kahhar (kahredici) ismi görünür hale gelir ve zalimi ezmek için aktive olur; işlediği günahtan pişman olup af diler, gaffar, afüvv isimleri imdadına koşar vs…

ama melekler sözü edilen isimlerin hiçbirini açığa çıkartamazlar. melek, günah işlemez ki affedilsin veya zulmetmez ki kahredilsin. ancak bu durumda melekler allah’ı affedici olması itibariyle tanıyamamış olacaklardır. aynı şekilde diğer pek çok ilahi isimden habersiz yaşayıp gideceklerdir. bu da onların marifet (allah’ı bilme ve tanıma) derecesinin düşük olmasına sebebiyet verecektir.

bu anlattığım hakikat aynı zamanda “kötülük probleminin” de cevabıdır. hani “tanrı niçin kötülüğe engel olmuyor?” diye sorarlar ya hep; çünkü dünyanın kötü bir yer olması gerekiyor; daha doğrusu kötülükle iyiliğin iç içe geçtiği bir yer olması gerekiyor. böylece marifet elde etmek için en ideal ortama kavuşmuş oluyoruz.

her şey gayesine nispetle değer kazanır. bu açıdan dünya mükemmel ve kusursuz bir yerdir. zira varoluş amacına kusursuz bir şekilde hizmet etmektedir. her türlü duygunun yaşanmasına dolayısıyla da tüm ilahi isimlerin açığa çıkmasına imkan vermektedir. bu açıdan bakıldığında “şerrin olmaması, en büyük şerdir” diyebiliriz. bu hükmün verilmesi size biraz insafsızca gelebilir ama merak etmeyin; rahman ve rahim isimleri her an, her noktada mahlukata hakedişi kadar imdat etmekte ve onlara telafi edici bir şefkat göstermektedir. zaten böyle bir şefkat olmasaydı hepimiz kısa sürede helak olup giderdik.

şimdi bazı arkadaşlar “allah insanı kendi suretinde yaratmıştır” sözüne itiraz edeceklerdir. aslında haksız da sayılmazlar. bu ifade bilinen manasıyla, sekr (manevi sarhoşluk) ehlinin iddialarındandır. biz suretten kastı sîret olarak bilelim. sîretten kasıt da ahlaktır. ahlaktan kasıt ise tüm ilahi isimleri yansıtabilme kabiliyetidir.

her daim tenzih üzere olmalıyız. allah’a kusur, eksiklik cinsinden şeyler atfetmekten kaçınmalıyız. esasen, allah’ın zatına yalnızca “hu” ismiyle; o da bir parça olmak kaydıyla işaret edilebiliyoruz. hu, “o” demektir. düşünün sadece “o” diyebiliyoruz ve kalıyoruz; hiçbir anlam yükleyemiyoruz. aslında bu mananın dahi ötesi var; “tanımsız” işareti ve ifadesi. zira “o” bizim tüm tanımlarımızın ötesindedir.

isnetus 05.07.2018 12:41

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu