Tanrıya Gerek Duymayan İnsan
Peygamberlerin haktan getirdiği ölçülerin tamamı onların yanmaması içindir. yani rahmet ve şefkattendir….
mesela, peygamber ve onların varisleri “cimriliği” şiddetle men ederler. çünkü kişi cimrilik yaptığı anda kendini insanlık manasından soyutlamış olur ve o anda yanmaya başlar, ruhunu ateşler sarar, firakın elemini tadar.
cömert ise bir başka insana yaptığı ihsan ile onu sevindirir, o insanın sevinmesi ile kendi de sevinir ve insanlığın ortak ruhuna yanaşır. bir olmanın, vahdetin kapısına doğru ilerlemiş olur, ruhunda sürur duyar. üstelik bu iyilik bulaşıcıdır ve çevreye dalga dalga yayılır, katlanarak geometrik olarak artar. birliğin/vahdetin soğuk şarabından tatmış olur.
insanların toplu olarak yaptıkları eğlencelerden daha büyük zevk almaları bu yüzdendir. toplu olarak film seyretmek tek başına seyretmekten eğlencelidir. cemaatle namaz kılmak vs. de aynı sebeptendir.
bir kimsenin Allah’ı reddetmekle kendine yaptığı kötülüğü tahayyül edebilmek mümkün değildir. çünkü böyle yapmakla kendini varlığın tamamından soyutlamış olur. şu koskoca alemde bir başına yapayalnız kalır.
şu devasa alem tesadüfen oluşmuştur ve her şey yalnızca bir tesadüftür. böyle düşünen bir insana bütün kainat düşmanca bir çehreyle gözükür. her an başına bir iş gelebilir. araba çarpabilir, hastalık bulaşabilir, deprem olabilir, göktaşı düşebilir, karşısına bir sapık çıkabilir, kendisini veya sevdiklerini alıp götürebilir….vs…vs…
kendi eliyle kendini öylesine bir ateşe ve azaba atmıştır ki hayalinden tüyler ürperir. ruhu tutuşmuştur, o ateşi söndürmeye denizler yetmez. o ıstırabı dünya işlerine dalıp kendini gaflete atarak unutmaya çalışır. bunun yeterli gelmediği noktada içki, uyuşturucu ve sefahete başvurur.
Allah’ı aynel yakin, hatta hakkel yakin(yani bilgi olarak değil yaşantı halinde) bulan ve tevekkül eden kimse ise ateşten kendini kurtarmış ve cennete girip vahdet şarabından yudumluyor haldedir çünkü emindir. şu koca kainatta olan her şey sonsuz hikmet ve şefkat sahibi bir zat tarafından çekip çevrilmekte ve hiçbir şey gelişigüzel cereyan etmemektedir. başa gelen bela ve musibet bile esasen bir nevi lütuftur çünkü insanın terbiyesi için o da gereklidir. şu yaşlı dünyamız bir okuldur, insanın marifet tahsil etmesi için kurulmuş bir okul. evet iman sahibi böyle düşünür…



