Tanrı’ya Tapma Zorunluluğu
Tasavvuf büyüklerinden öğrenebildiğimiz kadarıyla söyleyelim, Allah kendisine tapılmasını istemiyor, ubudiyet/kulluk istiyor. her varlığın yaratılış gayesi doğrultusunda yaptığı faaliyetler onun kulluğudur. mesela, bir kuşun doğumundan ölümüne kadar yaptığı bütün faaliyet onun ubudiyetidir. veya bir elma ağacının baharda çiçek açması sonra da elma vermesi de onun ibadetidir. açtığı çiçeklerle bir çok ilahi esmayı ilan eder. Allah’ı açıktan/cehri olarak zikretmiş olur. bu seyrin sonu yoktur. denizler mürekkep olsa gene yetişmez.
peki ya insan? o ne yapacak? onun ubudiyeti nasıldır? insan, hem kendinin hem de kainatın gözlemcisidir. düşünün bir kitap var ama onu okuyacak insan yok. ne kadar garip olurdu değil mi? kainat bir kitaptır. ilahi isimleri tanıtan bir kitap. insanın nazarına sunulmuştur ve ona “oku/ikra” denmiştir. peki sizce insan buna nasıl cevap verebilir? başka nasıl cevap versin ki elbette “ben okuma bilmem” der.
o halde ey insan bilmiyorsan bilenden “oku”mayı öğren. zira sen bunun için varsın. peygamber bile okumayı cebrailden öğrendi. sonra da öğrendiğini insanlara talim etti. peygamberlerin ortaya koydukları bütün bilgiler insanları “okur” yapmaya dairdir.



