İnsanlarla İyi Geçinmek Zorunda Olmak
İnsanları kendi haline bırakmak lazım.
biz kimsenin sahibi veya rabbı(eğiticisi, terbiyecisi) değiliz. elbette onlar dahi en büyük eğiticinin yani rabb’ın terbiyesi altındadırlar. kim neyi hak ediyorsa, rabb onlara öyle muamele eder. o aşamada karşısına hangi dersler çıkması gerekiyorsa, onu gönderir. o dersleri geçen, bir sonraki derslerle muhatap olmaya başlar.
mesela bir şahıs geldi bize musallat oldu. o bizim hem dersimiz hem de cezamızdır. bizim açımızdan diğer tüm varlıklar, truman show filmindeki gibi, en büyük yönetmenin idaresinde ve onun verdiği roller çerçevesinde üzerimize sevk edilen masum oyunculardır; çünkü onlar yalnızca kendilerine verilen rolleri oynamaktadırlar. bağımsız irade ve güç sahibi olduklarını düşünmek çok büyük yanılgı olacaktır.
ancak o oyuncular dahi kendi evrenleri açısından bizimle aynı durumdadırlar. biz de onlara göre bir ders materyali ve oyuncu konumundayız. burada kesinlikle anlamamız gereken nokta, kimsenin diğerine karşı bağımsız irade ve güç sahibi varlıklar olmadığıdır. yegane güç ve irade sahibi yalnızca rabb’tır.
rabb tarafından görevlendirilmiş oyuncuya sanki güç ve irade sahibiymiş gibi davranmak, onlara karşı ekstrem duygular içine girmek abestir. onları idare etmek, asgari seviyeden de olsa iyi geçinmenin çeşitli yollarını bulmak ve de herkesi kendi haline bırakıp sahibine havale edip geçip gitmek en doğru davranıştır. biz dersimizi almaya bakmalıyız. zira bir dersten kaldıkça, sürekli o ders karşımıza çıkmaya devam edecektir.
tekrar tekrar benzer olayları yaşamak, tekrar tekrar aynı olaylara ve davranışlara maruz kalmak, şuur sıçraması yapamadığımızın ve derslerimizden kaldığımızın göstergesidir. bunlar çok can sıkıcı durumlardır.
kısacası, rahat etmek istiyorsak insanlarla iyi geçinelim, dersimizi almaya bakalım.



