Dünya Bir Eğlence Gezegeni Değildir 2
Haz, zevk dediğimiz olay beynimizin bazı durumlar karşısında salgıladığı serotonin, endorfin gibi nerotransmitter denilen maddelerle husule gelir.
peki hangi durumlarda bu maddeler salgılanır?
belirli bir cevabı yok… o iş adamına göre değişiyor.
mesela kimisi şarap içip dans edince, kimisi göbek atınca salgılanabilir. kimisi ise bu tür işlerden değil ilim, hikmet, marifet mevzularından hoşlanır. o alanlarda yeni bilgilere, ilhamlara kavuşunca hayatının en büyük hazlarını yaşar.
yani beynin ödül-ceza mekanizması insanın şuurunun gelişmişlik derecesine göre çalışıyor. ancak bütün insanlarda ortak olan tepkiler de var şüphesiz.
kim olursa olsun aç bir insan yemek yiyince sözü edilen maddeler salgılanıyor ve o kişi ödüllendiriliyor. ancak burada bile mertebeler söz konusu.
yüksek marifet ehli yemek yerken yoğun tefekkür halinde oldukları için aldıkları haz normal insanlara nispetle kat kat oluyor. çünkü onlar zahirde herkes gibi görünürken, gerçekte ilahi bir sofraya oturuyorlar. padişahın huzurunda, onun sofrasında ve onun ikramlarını yiyorlar. aradaki farka dikkat..
ilaveten, yaşadıkları her hadise onlar için ders mahiyetinde ve onları şuurun daha yüksek mertebelerine çıkaran vesileler hükmünde. bu sebeple bela ve musibet dahi onlar için zevk verici olabiliyor.
imam-ı rabbani aynen şöyle buyuruyor:
“bizim için bela da lütuf da aynıdır, hatta biz bela ve musibetlerden daha çok zevk alırız. çünkü nefs onlardan hiç hoşlanmaz”



