
“House of david” yani hz. davut hanedanı son zamanlarda izlediğim açık ara en iyi dizidir diyebilirim.
hakkında bu kadar az yorum yapılması, genel seviyenin düşüklüğünden kaynaklanmaktadır kanaatimce.
dizide hz. davut’un koyun çobanlığından krallığa ve peygamberliğe yükseliş hikayesi anlatılmaktadır.
kral saul(talut) ise iktidarını ve hanedanını korumak için tanrıya karşı gelmiş, pek çok suç işlemiş ve hz. davut’u öldürmeye çalışmıştır. kral saul’un psikolojisi üzerinde durulmaya değerdir. diziyi izlerken onu kötü karakter olarak mimlemek kolay iştir. zor olan ise aslında hepimizin içinde benzer bir yön bulunduğunu itiraf edebilmektir.
tanrı bize cemal, lütuf ve ihsan yüzünü gösterdiğinde inanmak kolaydır, ama bize celal yüzüyle geldiğinde, işte o zaman ak koyun kara koyun belli olmaktadır. zira gerçekte cemil(güzel) zattan çıkan her şey cemildir. o’ndan kötü, çirkin, abes, hikmetsiz iş çıkmaz. o’nun bize celaliyle muamelesi dahi acı ilaç hükmündedir.
bu diziyi yahudi propagandası olarak görenler olacaktır belki. yapımcıların niyeti kendilerini ilgilendirir. biz bu diziyi kendi bakış açımız ve niyetimize göre izliyoruz. israiloğulları o devrin bir avuç müminidir. dünyanın geri kalanı ise putperesttir. dolayısıyla bizim yaptığımız yalnızca o devrin müminlerinin kıssalarını izlemekten ibarettir.
ve son olarak hz. davut’un calut veya golyat’ı öldürdüğü sahneyi vereyim:



