SiyasetEkonomiSanayileşme Süreci ve AltyapıSavaş

Trump’ın Erdoğan’ı Sevmesinin Asıl Sebebi

İmparatorlukları dahi basitçe birer ticari işletme olarak görebiliriz.

eğer işletmenin giderleri gelirlerini aşıyorsa, işletme zarar yazmaya başlar. bu zarar kısa vadede borçlanma ile kapatılabilir belki, ama uzun vadede kesinlikle iflas ile sonuçlanacaktır.

ikinci dünya savaşından sonra anglo-sakson dünya düzeninin tahtına abd oturmuştu. zira baba(ingiltere) artık yaşlanmış ve koltuğu oğluna(abd’ye) devretmişti. o zamanlar abd gücünün zirvesinde genç ve dinamik bir delikanlı idi. abd tek başına dünya sanayi üretiminin çoğunu gerçekleştiriyordu. haliyle dolar da dünya rezerv para birimi olmuştu.

o dönemde tüm dünyanın jandarmalığını yapmak abd için zor değildi. ancak köprünün altından çok sular aktı. artık dünya sanayi üretiminin çoğu uzakdoğuda yapılır oldu. hatta türkiye bile 1950’de öküzlerle tarla sürülen ilkel bir tarım toplumu iken, günümüzde bir sanayi ülkesine dönüşmüştür. abd ve batı avrupa’nın ve kısmen de rusya’nın sahip olduğu endüstriyel üretim tekeli artık son bulmuştur.

işte böyle bir dünyada abd imparatorluğunu işletmek yavaş yavaş verimli olmaktan çıkmış ve zarar yazmaya başlamıştır. şimdiye kadarki vasat abd yönetimleri vahim gidişatı görememiş ve sürekli borçlanarak düzeni olduğu gibi devam ettirme yoluna gitmişlerdir.

trump ise abd’nin can havliyle sarıldığı bir delidir. trump işletmeyi küçülterek sürekli zarar yazmasını engellemeye çalışmaktadır. artık dünyanın jandarması olma rolünden istifa etmeye çalışması da bu yüzdendir(ben trump’ın başarılı olacağına inanmıyorum. çöküşü engellemek için aldığı alelacele tedbirlerin başına daha büyük belalar açacağını düşünüyorum).

avrupa’ya, “artık abd güvenlik şemsiyesi altında değilsiniz. savunma harcamalarınızı artırın. kendi başınızın çaresine bakın” diyor. tüm dünya ülkeleri ile aleyhlerine olan ticaret dengesini düzeltmeye çalışıyor; çünkü artık işletmenin sürekli zarar yazmasına tahammül edilemeyeceğini çok iyi biliyor.

trump’ın türkiye’ye olan ilgisini de bu çerçevede görmek lazım. türkiye’nin ortadoğuya ve islam dünyasına nizam verebilecek yegane güç olduğunun gayet farkında kendisi. normalde trump ortadoğuluların birbirini kesmesini zerre kadar umursamaz. ancak ortadoğudaki ateşin eninde sonunda, bir zincirleme reaksiyon halinde, kendine ulaşacağını ve sirayet edeceğini çok iyi biliyor. bu yüzden ortadoğuyu iş yapabileceği tek güce, yani türkiye’ye bırakmayı uygun görüyor(abd yahudi lobisi bu duruma şiddetle karşı çıkacaktır. bakalım o işi nasıl halledecek?).

ancak bu anlattığım kesinlikle bop(büyük orta doğu projesi) falan değildir. trump’ın söylediği çok daha basit bir şey: “sevgili dostum erdoğan, ben artık çekiliyorum bu diyarlardan. hepsi senin olsun. buraları hep sana bırakıyorum. istikrarı sağladığın sürece de ne yaptığın umrumda değil. yeter ki ortadoğu ve islam dünyasında düzeni sağla. bana bir zarar ulaşmasın oralardan. ayrıca benim için hasım güçler olan çin ve rusya’yı da asla sokma buralara”.

isnetus 10.04.2025 14:46 ~ 15:51

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu