
Türkiye’nin Çöküşü ve Bölünmesi Kaçınılmazdır
İnsan bedeninin eşgüdümünü sağlayan ve tüm beden unsurlarının eşzamanlı şekilde işletimininden sorumlu bir çobanı vardır. biz ona “nefs beden” diyoruz. “nefs beden” hayali veya sırf düşünsel bir yapı değildir. bilakis o vücudu kaplayan bir tür enerjetik yapıdır veya bir tür elektromanyetik alandır. bu alan frekansı ne kadar yüksekse, bedenin eşgüdümünü o kadar iyi başarır. elektromanyetik alandaki bozulmalar, denk düştüğü bölgedeki organda hastalığa yol açarken, frekans düşüklüğü bedende genel bir ahenksizliğe, çabucak yıpranma ve yaşlanmaya ve deformasyona sebebiyet verir.
tıpkı bunun gibi her toplumun dahi kendine has, tüm unsurlarını kapsayıcı ve güdücü bir enerji alanı bulunur. bu alanı cansız ve camid sanmayınız, bilakis o kendine özgü bir hayatiyete ve bilince sahip olan diri bir varlıktır ve temsil ettiği toplumun ruhu ve bilincidir; kolektif bilinçtir.
her toplumun gelişmişlik düzeyini bu alanın frekansı belirler. bu alandaki her bozulma toplumda bir hastalık olarak açığa çıkarken, frekans düşüklüğü toplumun genel ahenksizliğine, düşük organizasyonel seviyeye, ileri durumlarda kargaşa ve anarşiye yol açar. mesela norveç’in güdücüsü olan kolektif bilinç son derece yüksek bir frekansa sahipken, somali’ninki oldukça düşüktür.
zannedilenin aksine general will(genel irade) halkın iradesi olmayıp, kendine özgü bir kişiliği, bilinci ve hayatiyeti olan bu yapının yönelimidir. kolektif bilinç, unsurlarını yani halkı tıpkı sürü güder gibi güttüğü için, halkın iradesi şeklinde görünüm verir. ikisi arasındaki ayrımı herkes göremez. gerçekte kolektif bilinç, arzularını halka dikte etmekte, onlar da kuzu kuzu itaat etmektedirler. hatta avamın idol edinip tapındığı bir takım tarihi şahsiyetler, aslında kolektif bilincin cebirle iş yaptırdığı memurlardır sadece. arkalarındaki kolektif bilincin desteğini çekiniz, geriye alelade beşer kalacaktır. ilaveten, her devrin siyasi yapısı ve devlet, kolektif bilincin tarih içindeki seyrinde geldiği mertebenin bir ifadesi ve tezahürüdür. kısacası devlet kolektif bilincin görünen yüzü veya vechidir.
kolektif bilincin tarih içindeki ilerleyişi oldukça yavaştır. o tarih içinde evrile kıvrıla, zıt kutuplar arasında savrula savrula yol alır. bir bakarsınız bir dönem oldukça dindardır. sonraki aşamada tam zıt kutba savrulup din karşıtı olmuştur vs…yavaş derken, aslında 70 yıllık ömrü olan insan fertlerince yavaş algılanır; gerçekte ise o, kendi zaman akışında doğal ömrünü yaşamaktadır. neticede zaman göreli bir kavramdır.
türk milletinin kolektif bilinci son 300+9 yılda nice aşamalardan geçti, nice badireler atlattı. evet hâlâ çözmek zorunda olduğu pek çok sorun vardır önünde; ama onu güçsüz ve zavallı sanan büyük bir aldanış içindedir.
bu kolektif bilincin alem-i misal aynasına düşen sureti ise aslandır; genç bir aslan…dişleri keskin, pençeleri öldürücü…babası(son dönem osmanlı) gibi dişleri dökük, pençeleri sökük yaşlı bir aslan sanmayınız onu. pençesini yediğiniz anda aklınız başınıza gelecektir; ama iş işten de çoktan geçmiş olacaktır…
ahir zamanın en büyük kahramanı bu aslandır. bekleyiniz…



