Türkiye’nin Net Bir Şekilde Batmış Olması
Ülkenin battığı doğrudur.
ancak bunun sebebi ak parti değildir. demokrasi adı altında icra edilen ucube sistemdir.
düşünün! bir kaç yıl içinde yerel seçim var. ondan sonra da genel seçim. herhangi bir partinin tüm gayreti, önündeki seçimi atlatmak ve hezimete uğramamak yönünde olacaktır ister istemez.
akp değil de iktidarda başka bir parti olsaydı yine sonuç değişmeyecekti. en fazla ton farkıyla yine aynı akıbet bizi bekliyor olacaktı. sürekli seçim kazanmak zorunda olan; bunun için popülist politikalara başvurmak, kamuyu taraftarlarla doldurmak, kamuoyu oluşturmak için meczupça işler yapmak durumda kalan partilerden ne bekleyebilirsiniz ki? adamlar uzun vadeli düşünüp gerekli tedbirleri alamıyor; çünkü önündeki seçimi kazanmak zorunda.
hem türkiye’deki hem de dünyadaki diğer örnekleri inceledikten sonra bende şu kanaat oluştu: demokratik rejimler gelişmekte olan ülkeler için zehirlidir. gelişmekte olan ülkeler için en ideal yönetim tarzı, tek parti rejimidir.
ancak bu tek parti rejimi, mutlak olarak serbest piyasa ekonomisini ve kapitalist kalkınma metodunu benimsemiş olmalıdır. zira devletçilik veya sosyalist ekonomi modelinin kalkınmayı engellediği, ülkeyi geri bıraktırdığı hatta batırdığı artık laboratuvar kesinliği ile ortaya çıkmıştır; her ne kadar bazılarının kemalist iğvalar sonucu bundan haberi olmasa da…
büyük türkiye için tek parti rejimi istiyoruz.
olabildiğince küçük bir devlet istiyoruz.
devletin görevi iç ve dış güvenliği sağlamak ve adaleti tesis etmektir. devlet üretim yapmaz. kamu iktisadi teşekkülü istemiyoruz. üretimi özel sektör yapar. devlet düzenleyici merci ve hakemdir.
demokrasinin canı cehenneme!
not: ülke tek parti rejimi ile kalkınmasını tamamladıktan sonra ipler gevşetilmeli ve demokratik prensipler ölçülü bir şekilde devreye sokulmalıdır. zira otoriter bir rejim kalkınmayı ve disiplini sağlasa da, zaman içinde insanların yaratıcılığını öldürür ve onları robotlaştırır. yaratıcı insan zihni için biraz kavga gürültü ve karmaşa gerekiyor…



