Mesnevi KıssalarıDiyalektikTasavvuf (Seyr-i Süluk)

Ziyan

Kaybettiğin bir şey için sakın üzülme; iyi bil ki, o kaybettiğin şey, başına gelecek bir beladan seni kurtaracaktır.

• ansızın hiç beklenmeyen kötü bir iş, bir belâ gelip çatınca aklını başına al da, yeise düşme, paniğe kapılma, cesur ol, iyi zanda bulun, iyiye yormaya çalış.

• başkalarının o belalı işin korkusundan benizleri sararsa bile, sen kâr zamanında da, zarar zamanında da gül gibi gül, tebessüm et.

• dikkatle bak, gör ki: gülün yapraklarını bir bir koparsan da, o yine gülmeyi bırakmaz, yapraklarının da rengi solmaz.

• gül sana der ki; “dikenle beraber bulunduğum için, neden gama düşeyim? kendimi kedere salayım? zaten gülmeyi, o kötü huylu dikenin arkadaşlığına katlandığım için kazandım, onun yüzünden elde ettim.”

(hz. mevlânâ bir rubaisinde şöyle buyurur: “arkadaşı ile hoş geçinen arkadaşsız kalmaz, müşterisi ile uzlaşan tâcir de iflas etmez. ay geceden ürkmediği, karanlıklardan kaçmadığı içindir ki nurlandı, ışık saçmaya başladı. gül de o güzel kokuyu diken ile hoş geçindiği için kazandı.)

• allâh’ın takdiri gereğince, bir şey kaybedersen üzülme, şunu iyi bil ki o kaybettiğin şey senden bir belayı giderir.

• tasavvuf nedir? diye bir büyüğe sordular. “sıkıntı, gam ve keder zamanında gönlün ferah, huzûr içinde olmasıdır.” cevâbım verdi. sûfi büyükleri tasavvuf kelimesin; türlü türlü târif etmişlerdir. târifteki bu çeşitliliğin sebebi, soranların kabiliyeti ve anlayışlarının farklı olmasındandır.

• cenâb-ı hakk: “kurt gelse de, koyunu yese bile kaybettiğiniz şeyler için mahzun olmayınız.” diye buyurdu.( hadîd sûresi’nin 22-23. âyetine işaret edilmektedir)

• çünkü başa gelen o belâ, büyük belaları giderir; o ziyan daha çok ziyanlara engel olur.

• aslında bir ziyana uğramak, bir çok ziyanları giderir. bizim bedenlerimiz de, mallarımız da, canlarımız da fedâ olsun. çünkü biz, can ile var olduk, can ile yaşıyoruz. biz candan ibâretiz. yâni canımıza gelecek belâ, bedenimize, malımıza gelir. nitekim, evlerde bardak, fincan gibi şeyler kırılınca; “ziyanı yok, gelecek belayı def eder.” derler ki, doğru bir sözdür. onun için insan bir musîbete, bir belaya uğrayınca, onun daha büyük bir felâketten kurtuluş olduğunu düşünmeli ve kazâya râzı olmalıdır.

• pâdişahların huzûrunda bir gazaba, öfkeye uğrayınca malını verir, canını kurtarırsın.

• bunu bildiğin halde, kazâya, kadere karşı neden bilgisizlik malını, mal sâhibinden yâni allâh’tan kaçırmaya çalışıyorsun?
(mesnevi’den)

not: karşı karşıya kaldığımız büyük şer, gerçekte nefsimiz ve şeytanımızın zahire çıkıp somutlaşması ve onunla yüzleşmemizdir. bu açığa çıkış elbette büyük bir hayırdır. o şer açığa çıkmayıp içimizde örtülü kalsaydı çok daha büyük bir tehlike içinde olacaktık; çünkü ölüme yakın mutlaka açığa çıkacaktı ve imanımızı çalmak için harekete geçecekti. şerrin açığa çıkması bizde tıpkı aşı etkisi oluşturmuştur. bundan sonra aşılı ve şerbetli sayılırız inşaallah.

 isnetus 30.07.2021 05:28 ~ 06:50

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu