Balık Yiyip Rakı İçerken Denizi Seyretmek
Ömrü boşa harcamak, sermayeyi kediye yüklemektir. bu dünyadaki nimetler doyumluk değil tadımlıktır ve bize lisan-ı halle şöyle derler ” bizleri maksud-u bizzat yapma zira bizler sadece aslından haber veren nümunelik zevkleriz. eğer bizim tükenmez, saf ve sonsuz versiyonlarımıza kavuşmak istersen Peygamberlerin yolunu izle. aksi takdirde dünyadaki her nimet tükenicidir zamana karşı mağluptur. “
işte bu sebeple dünyevi zevklerin sonu yalnızca ıstıraptır. geçmişte kalmış bir haz insana yoksunluk ve acı yaşatırken, geçmişte kalmış bir sıkıntı keyif verir. insan o acıdan kurtulduğuna ve şimdi daha iyi durumda olduğuna sevinir. eskiler buna ” zeval-i lezzet elem, zeval-i elem lezzettir” derlermiş.
aynı yaşta iki kişiyi misal verelim. birisi o yaşa kadar her türlü keyfi, zevki ve hazzı yaşamış diğeri ise zaruri ihtiyaçlarını karşılayıp vaktini ilme ve fikre vermiş olsun. şu anki vaziyetleri nedir? birincisinin yaşadığı her zevk geride kaldı ve yok hükmündedir, “zaman/şeytan aldı götürdü.”
artık bünyesi daha fazlasını kaldıramaz ve problemli bir haldedir. geçen zamanı geri döndüremez. tek hasılası pişmanlık olmuştur. ikinci şahsın ilmi ve fikri ise zamana yenik düşmemiş ve halihazırda aynen mevcuttur hatta katlanarak artma temayülündedir. zira insan bir işle uğraştıkça o noktada istidatı gittikçe gelişir böylece artış geometrik olur.



