Tasfiye ve Tezkiye SüreciibadetNamaz

Namaz 3

Zahirdeki hadesten taharetin batındaki karşılığı kalbin fenasıdır…

zahirdeki necasetten taharetin batındaki karşılığı nefsin fenasıdır…

bu şartlar sağlanmadığı sürece “namazlarından gafildirler” hükmünün içindeyiz demektir.

Aynülkudât Hemedanî Hazretleri (ks) eserinde şöyle der:

“yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler.” (maun 4)
ayetinin anlamını peygamberden dinle, şöyle buyurmuştur:

“bir zaman gelecek ümmetinden pek çok kimse mescitlerde toplanıp namaz kılacaklar, ancak içlerinden hiçbiri müslüman olmayacaktır”

not: kalbin tasfiyesi ile gaflet bir derece izale olur. bu seviye bizim için yeterlidir. nefsin tezkiyesi veya fenası ile gaflet tamamen izale olur. ancak bu işlem yalnızca çok yüksek zatların harcıdır; bizi aşar…

kalbin tasfiyesi= ilahi isimlerin nurlarının kalbe doğması ve böylece kalp aynasındaki karanlığın kalkmasıdır. hakikat ehli bir zata kalp aynasını çevirmeden bu gerçekleşmez. hakikat ehlinin kalp aynasına güneş yerleşmiştir. daha doğrusu o aynaya bir suretini bırakmıştır. kim ki kalp aynasını sevgi yoluyla hakikat ehline çevirirse onun kalbine de güneşin bir kopyası akseder. işte bu, hakkın o kimseye gelmesidir.

bu yüzden hakikat ehline rabtolmadan yapılan tüm ibadetler sonuçsuz kalır; çünkü onsuz hakka yönelmek imkansızdır. yöneldiğini iddia edenlerinki sadece zan ve akıl oyunlarıdır.

isnetus 16.07.2020 04:26 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. “bu yüzden hakikat ehline rabtolmadan yapılan tüm ibadetler sonuçsuz kalır; çünkü onsuz hakka yönelmek imkansızdır. yöneldiğini iddia edenlerinki sadece zan ve akıl oyunlarıdır.”

    “İyyake na’büdü ve iyyake nestain / Biz yalnız sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.”

    Hristiyanların Hz. İsa figürüne bakarak ve/veya onu hayal ederek ibadet etmesini tavsip ediyor muyuz? Hayır. Bahsettiğiniz rabıta olayı bunun birebir aynısı ve bu düşünce insanı çok tehlikeli bir yere doğru götürebilir. Bu, kula kul olmak demek. Allah sonsuzluğun sahibidir, hayal edilemez, biçim/form olarak insana benzetilemez (hiçbir şeye benzetilemez), ona ulaşmak için aracıya gerek yoktur, insan gönlü onunla doğrudan iletişim kurabilir.

    “… ehline rabtolmadan hakka yönelmek imkansızdır” ifadesinin İslam’ın en temel mesajına muhalefet ettiğini düşünüyorum.

    1. ”ona ulaşmak için aracıya gerek yoktur, insan gönlü onunla doğrudan iletişim kurabilir.”

      hakikatinden/özünden kopmuş bir şuurun hakk ile doğrudan irtibatı yoktur. şuur seviyesine göre rabbinin terbiyesi altındadır ve irtibatı rabb iledir. adam öldürmek isteyen biri (mudill) dalalete düşüren ismi ile irtibat halinde olması gibi… kişi kendini özdeşleştirdiği kimsede yavaş yavaş fâni olmaya başlar. bu özdeşleştirme esnasında iki farklı kanal arasında veri (güzel ya da kötü ahlak) alışverişi başlar rabıtanın özü budur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu