Dünya ve AhiretAhir Zaman-KıyametCennet ve CehennemDiyalektikGüzel Ahlak vs Kötü AhlakNurŞuur (Nefs) MertebeleriŞuur-Yüksek Şuur-Düşük Şuur

Mizan

Bir saniye veya bir an öncesindeki evrenimiz nerede?

yok oldu gitti değil mi?

işte bir “an” önceki biz ve evrenimiz artık ölmüş, ahirete intikal etmiş, hesabı kitabı görülüp ilgili unsurlar cennet veya cehenneme yerleştirilmiştir. şu anda içinde hissettiğin sıkıntı, bunalım var ya… işte o şu anki senin cehenneme aday oluşunun bir göstergesidir veya şu an içinde huzur taşıyorsan, işte o da cennetinin habercisidir.

bunların hepsi esasen kişinin “an” içinde karşılaştığı olgulardır. unutmayalım allah, “seriul hisabtır-hesapları çabuk görücüdür”. an içinde bunların hepsi olup biter. bir önceki anda var olan dünya artık ölmüştür. ahirete intikal etmiştir. hesabı kitabı görülüp cennet ve cehennem yerleşimleri yapılmıştır. canlı cansız ne varsa hepsinden nurlu olanlar cennete, narlar(enerji, ateş) ise cehenneme sevkedilmiştir.

ömrün nihayete erdiğinde tüm hayatının toplamı olarak sende sayısı belli “anların” olacak(bunları film kareleri olarak düşünelim ve ölüme yakın deneyim yaşayanların “tüm hayatım gözümün önünden film kareleri gibi geçti” demelerini hatırlayalım). bu anların çoğu cennet anları ise tartın cennet yönünde ağır basmış demektir; tersi durumda da cehennem yönünde ağır basmış demektir.

diğer yandan bir de olayın makro boyutu var ki, o da kainatın hayatının “anlarının” toplamıdır. mesela kainatın ömrü 20 milyar yıl ise aslında o bizim zaman algımıza göredir. kainatın bütününü tek bir bakışta gören bir göz için kainatın tüm oluşu tek bir “an” içindedir. o halde o külli(tümel göz) için kainat, içindeki tüm unsurları ile birlikte tek bir an içinde olmuş bitmiş, yaşamış, ölmüş, hesabı kitabı görülmüş, samanlar samanlığa, buğdaylar ise ambara konulmuştur.

not: bu yazıda meseleyi bir başka boyuttan ele aldık; çünkü yüksek ve külli hakikatleri tek seferde ele almak mümkün olmuyor. bir yazıda filin kulağına odaklanmışken, filin yelken gibi bir varlık olduğu zannı oluşurken, hortumu ele aldığımız diğer bir yazıda filin hortum gibi bir varlık olduğu zannı doğabilir. cehennem en genel yaklaşımla şuur seviyesinin düşük mertebeleridir. mesela emmare dediğimiz en düşük şuur seviyesi kin, nefret, düşmanlık, kibir vs. gibi özelliklerle donandığı için, kendi ateşini üretmekte ve kendine hayatı cehennem kılmaktadır. ne oluyorsa dünyada oluyor… dünya oluş yeri, ahiret ise sadece görüş yeridir. ahiret ölüm anında ulaştığımız şuur seviyemizin sabitlenip ebedileşmesidir. ölümle beraber madde/tabiat perdesi de kalktığı için, artık her halimiz perdesiz bir şekilde gözümüzün önündedir.

bir örnek:

savurganlık> ifrat, tez
cimrilik> tefrit, antitez
cömertlik> itidal, sentez, istikamet çizgisi, sırat-ı müstakim

şuur diyalektik süreçte ilerlerken(sırat köprüsü üzerinde giderken), cimrilik ve savurganlık hallerine düşüyor; yani sağ ve sol sapmalara uğruyor(fatiha’daki dalalete düşenler ve gazaba uğrayanlar). bu iki sapma sırat köprüsü üzerinde giderken kişiye dokunan cehennem ateşleridir veya cehennemden atılan çengellerdir. cömertlik ise cennettir veya cennet yolu üzerindeki bir konaktır. diğer tüm beşeri sıfatları bu örneğe kıyaslayın…

isnetus 06.06.2021 11:40 ~ 12:36

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu