
Aslında cevap çok basit.
olanı olduğu gibi görmemizi istiyor. hepsi bu kadar…
peki nedir o?
allah, mutlak kemal bir sahibi zat. o’nda hiçbir eksiklik kusur bulunmuyor. tüm sıfatları yani özellikleri dahi tam ve mutlak kemal üzere.
mesela cimrilik sonradan ve yoktan yaratılmış mahlukatın bir özelliği olabilir ancak. allah ise sonsuz zengin olduğu için cimrilik sıfatı o’nun için mümkün olamaz. sonsuz ve sınırsız bir zenginin cimrilikle ne işi olur? ne kadar verirse versin, ne kadar ihsan ederse etsin bitmiyor ki…
işte bu sonsuz zengin ve sonsuz cömert zat, insanı ve insan için bir ortam olmak üzere kainatı hiçten ve yoktan yarattı; çünkü tüm zengin ve cömertler, ihsan edecek yoksul, gariban ve zavallılar arar…
insanın aslı hiç…hamuru yokluk…sonsuz fakir…sonsuz aciz…öyle ki, varlığı başta olmak üzere sıfatlarının tamamı ihsan-ı ilahi…
bir kukla düşünün…kendi kendine var olma gücü yok. marangoz onu imal ettikten sonra kendi kendine hareket etme gücü yok. üstüne giydirilen kıyafetleri kendi kendine dikme gücü yok.
işte insandan istenen bu kadar basit ve gerçekler neyse onu olduğu gibi kabul etmekten ibaret.
allah’ım mülk senin, fakirlik(hiçbir şeyi olmamak) benim…kusur benim, kemal senin…yoksulluk benim, zenginlik senin…acizlik benim, güç senin…cimrilik benim, cömertlik senin…zulüm benim, affetmek, merhamet ve şefkat etmek senin…
peki insan ne yapıyor?
küfran-ı nimet ediyor ve en başta kendi varlığı olmak üzere her şeye sahip çıkıyor. sanki kendi kendine var olmuş ve bizatihi güç sahibi, mülk sahibi gibi davranıyor.
zengin ve cömert bir şahsın fakirlere ziyafet verdiğini düşünün. bir grup eşkiya kılıklı fakir sofralara çöküyor ve zorbalıkla “bunların hepsi bizim” diyor ve diğer fakirleri dövüp sövüp kovalıyor. ne kadar korkunç ve çirkin bir davranış değil mi?
oysa insan olan o sofraya edepli bir şekilde oturur. yemekten sonra da zengin şahsa gidip teşekkür ve dua ederdi.
peygamberler bize bunları öğretiyor işte. sofranın sahibini ve ona karşı terbiyeli ve edepli olmayı ve ona nasıl teşekkür etmemiz gerektiğini gösteriyorlar.



