Allah Rızası İçin
Günümüzde tamamen yanlış anlaşılan veya hiç anlaşılmayan, dilencilerin ağzına düşmüş bir söz kalıbıdır.
bir tane aksakallı kocaman tanrı var. tahtında oturuyor. etrafı pırpır kanatlı meleklerle çevrili. tanrı insanları gözetleyip duruyor. arada meleklerine yorum yapıyor falan…
“allah rızası için” sözü, o tanrıyı memnun etmek için, ona yaranmak için anlamında sanılıyor.
halbuki işin esası başka…
öz hakikatine ulaşmayı başarmış peygamber ve evliya denilen zatlar var. o zatlar, insanlara da talim etmişler hakikate ulaşmanın yolunu.
“şunları şunları yaparsan, hakikate gitmene engel olur; uzak dur onlardan” demişler. bunu günah veya haram lafızları ile karşılamışlar.
“hakikate ulaşmak için şunları şunları da aksatmadan yapmalısın” demişler. onlar da farzlar oluyor.
zaman içinde onların bu sözleri malum akıbete uğramış ve siyasi-sosyolojik nedenlerle dogmalaştırılmış…
halbuki işin özü çok basit: şunları yaparsan hakikatten uzaklaşırsın; şunları da yaparsan hakikate yaklaşırsın. inanıp inanmamak, yapıp yapmamak sana kalmış. bu evrensel kurallara uyarsan faydası sana; uymazsan zararı yine sana…
“allah rızası için” sözü işte bu kapsamda anlaşılmalıdır. yaptığın her işi seni hakikatine ve özüne yaklaştıracak şekilde yap demektir.
kimi işler vardır seni hakikatten tamamen uzaklara atar; seni özüne yabancılaştırır: içki, zina, uyuşturucu, dedikodu, yalan, ikiyüzlülük vs…
kimi işler de seni hakikate ve özüne yakınlaştırır: ilim, zikir, tefekkür, dürüstlük, içi dışı bir olmak vs..
bir de nötr işler vardır. bunlar yapılma şekline göre ve niyetine göre seni hakikate yaklaştırabilir veya uzaklaştırabilir. yemek yemek, çay içmek ve pek çok sair rutin beşer faaliyeti gibi…bunlar belli bir şuur ve farkındalıkla yapılırsa, insanı özüne yaklaştırır; gaflet durumunda ise uzaklaştırırlar. belki de işin en zor kısmı burasıdır; yani nötr işleri uyanıklıkla yapabilmektir.



