
Evren ilahi isim ve sıfatların açığa çıkması için var edilmiştir.
tanrının zat ismi olan ve aynı zamanda bütün sıfatları kendinde eriyik olarak bulunduran “allah” esması ise ne evrende ne de evrendeki sair akıl sahibi canlılarda(melekler, cinler) açığa çıkamaz. “allah” esması yalnızca evrenin özü olan insanda açığa çıkabilir. yani zat tecellisi ancak ve ancak insana olur.
bu nedenle evren bir daire ise insan onun merkez noktasıdır. evren bir beden ise insan onun gözbebeğidir. insan evrenin kabesi hükmündedir. zira insanda hakkın zatı tecelli etmektedir. bu durum, sair mahlukatın insana teveccüh etmesini, insana itaat etmesini, insanı kıble edinmesini, insana secde etmesini ve ancak insan üzerinden hakka yakınlık peyda edebilecek olmasını gerektirir.
eğer insan yalnızca kendindeki zat tecellisi ile yetinir ve ayrıntı seyre girmeyip sair esmaları ihmal ederse, hem ilimde hem de marifette eksik kalır. sonrasında da bunun bedelini ona aheste aheste ödetirler.
esmalar evrende açığa çıkarken zorunlu olarak bir sistem, düzen ve otomatik işleyen bir mekanizma şeklinde bir yapı oluşturur. mesela uçan bir araç yapabilmek için aerodinamik kanunları, akışkanlar mekaniğini vs. bilmeniz gerekir. aksi takdirde aracınız iş görmeyecektir. bunlar allah’ın hakîm(hikmetle iş yapan) isminin bir gereğidir. hakîm esması evrende gelişigüzel ve kanunsuz işe izin vermez.
eğer siz hakîm esmasından gaflet ederek o kanunları öğrenir ve o çerçevede teknoloji geliştirirseniz, bu durum sizi materyalizme ve putperestliğe iletecektir; ama esmadan gaflet etmezseniz o zaman zorunlu olarak o esma sizi hakkın zatına götürecektir; çünkü sıfat ancak zata bağlıdır(sıfatlar kendi kendilerine hariçte var olamazlar ve mutlaka bir zata bağlıdırlar ve zatın bir özelliğini gösterirler).
kısacası esma seyrini ihmal ederseniz, uzun vadede inkar kutbuna alan açmış olur ve madde planında onlara yenik düşersiniz. geliştirdikleri teknoloji ile galip gelmekle kalmaz, kendi bâtıl dünya görüşlerini de size empoze ederler.
ayrıntı esma seyri hz. ali’nin yoludur. bu nedenle hz. ali ilmin kapısı olmuştur. icmali(özlü, toplu) seyir ise hz. ebu bekir’in yoludur. onda da muhabbet açığa çıkmıştır.
not: burada anlatılanlar yüksek hakikat yolu(sahabe yolu, velayet-i kübra yolu) olup tasavvufla alakası yoktur. tasavvuf ehlinin nazarı bu mertebelere ulaşamaz.



