
İster gelişmiş ister az gelişmiş toplum olsun, hepsinin kabaca %80’ni belki daha fazlasını avam dediğimiz iptidai kitle oluşturur.
sanılanın aksine eğitim, bilgi ve görgü kişiyi avam kategorisinden çıkarmaya yetmez.
korteksin yani üst beynin eğitimle belli özellikler kazanması, altbeynin veya bilinçaltının da terbiye olduğu anlamına gelmez.
bir norveçli ile mozambik yerlisi arasında belki üstbeyin olarak fark vardır ama altbeyin olarak ne kadar farklılık vardır tartışılır. oturup kalkmayı bilmek, adab-ı muaşeret sahibi olmak, film seyretmek, kitap okumak vs. insanı avam kategorisinden çıkarmaz.
insan davranışlarının büyük kısmı altbeyin kaynaklı olduğu için, bir avam ne kadar eğitim görürse görsün sonuçta talimli bir hayvan olmaktan öteye gidemez. malum, hayvanlar içgüdüleri ile hareket ederler. eğer korteksteki şartlı refleks ile edinilmiş özellikleri çözebilseydik işte o zaman görürdünüz sizin en medeni dediğiniz insanın gerçek yüzünü. zira korteks tarafından bastırılmadan, yönlendirilmeden serbestçe çıkardı hayvani içgüdüler.
diğer yandan insanın mutsuzluğunun, huzursuzluğunun, iç geriliminin temel nedeni de yine bu olgudur. hayvani eğilimler serbestçe çıkamayıp bastırılınca kişi gerilmektedir. o gerilim artık içkiyle, uyuşturucuyla veya eğlence ile deşarj edilmek zorundadır mümkün mertebe.
iç gerilimin yok edilmesi için, ya içgüdülerin serbestçe ortaya çıkmasına izin verilmeli ya da altbeyin ıslah edilmelidir. birinci seçenek pek de uygulanabilir değildir. iran’da veya batı’da gizli partiler düzenlendiğini duymuştum. sefahet ayini diyebileceğimiz bu partiler sözü edilen amaca hizmet ederler. yani içgüdüler, şehvetiyle vahşetiyle tamamen ortaya dökülürler.
tasavvuf ehli de manevi yolculukları esnasında bu diyardan geçerler. yırtıcı özelliklerini tek tek öldürürler. en sonunda altbeyinleri değişik kuş türleri seviyesine gelir veya o kuşların seviyesinde bir titreşim frekansına sahip olur. onlar da iç gerilimlerini bu şekilde çözüp huzura ulaşırlar ve havas(seçkinler) zümreye katılırlar. zira bu aşamada çok yüksek bir şuura da kavuşmuşlardır.



