
Dün öve öve bitiremedikleri adamı, bugün döve döve bitiremiyorlar.
tanrılar dünyasının tipik halleridir bunlar. insan anüslü bir tanrıdır ya…
kendinden üstün gördüklerini panteonda yukarıya yerleştirirler veya onlar bir kurt sürüsüdür; üst rütbeli gördüklerine kuyruk sallarlar; ast gördüklerini ısırırlar; ama üst gördüklerinde bir zayıflık sezmeye görsünler; derhal saldırıp parça parça ederler.
bu nedenle halkın övgüsüne de yergisine de itibar edilmez. zira bir egonun diğer bir egoya veya bir tanrının diğer tanrıya merhametinden söz edilemez. onların övgüsü de sövgüsü de kendine dönüktür; kendisi içindir. neticede, hakkın rızasını kazanmayı boş verip halkın rızasını kazanmayı gaye edinen kimselerin sonu kötü olur ne yazık ki…
sicimoğlu’nun pek fazla ömrü kalmamış olabilir. zira “her ilmin yanlışı onun son perdesinde ortaya çıkar” demiştir hakikat ehli.
onun başına gelenlerin tesadüf olduğunu sanmayınız. görebildiğim kadarıyla ilahi düzen insanlara ders vermekte ve “gafil insanları büsbütün gaflete daldıracak şekilde hareket eden, onları dünyevi hazlara teşvik edenlerin sonu işte böyle olur. daha dünyada iken iplikleri pazara çıkartılır” diye ilan etmektedir.
ancak yanlış anlaşılma olmasın…dünyanın güzel yerlerini gezmekte, leziz yemeklerini yemekte, yapılma şekline göre, bir beis olmayabilir. her ne kadar benim o taraklarda bezim olmasa da, gerekli bilinç altyapısını kazanmış ve mizacı ve meşrebi o yönde olanlar, emmare bilinç hesabına değil de, hak namına o işleri yapabilirler. hatta insanlara gezdikleri gördükleri yerlerdeki deneyimlerini, hakkın tecellilerini anlatıp onların aydınlanmasına vesile olabilirler.
elbette böylelerine bir sözümüz olamaz. hatta eski dönemlerde bir kısım tasavvuf ehlinin eğitim metodu “sefer” idi. alışkanlık ve kanıksamanın kalbi gaflete düşürmemesi için aynı yerde üç günden fazla ikamet etmezlerdi.
lakin günümüzde gezmek görmek, turizm, dünya mutfaklarını tatmak, ne yazık ki, hep emmare bilinç hesabına yapılmaktadır. hak versiyonunu da yapacak birileri yetişir umarım.
dua: “yâ erhamerrâhımiyn! bizdeki kusurları lütfu kereminden izale eyle, son perdeye bırakıp bizleri rezil rüsva etme. amin”



