Baran
– Sabır, irade, kararlılıkla varan, ulaşan
– yüce, ulu
– üzüm, meyve, ağaçlar ve bitkilerin dirisi(yağmurla dirilen)
– iri koç
– yağmur ya da yağmur mevsimi (farsça)
– güç, kuvvet
demekmiş…
güç kuvvet deyince akla gelen ise:
“lâ havle ve lâ guvvete illâ billah” lafzıdır; yani tüm görünümler altında gerçekte iş gören o’dur; Allah’tan başka güç sahibi, yani yapıp eden yoktur…
not: bu kelimenin bende pek hoş olmayan bir anısı vardı maalesef. askerde baran adlı kişiyle bir takım sıkıntılarımız olmuştu. o günlerden bu yana, baran isminden gayri ihtiyari imtina ettim. ancak bu kelime hep karşıma çıkmaya devam etti.
yeri gelmişken belirteyim; yüzüklerin efendisini de askerde okumuştum. normalde hayatta okumazdım; çünkü çocuk kitabı sanıyordum onu. askerde elime ne geçerse okudum mecburen. kitabı getiren de bir fetöcü idi. askere getirecek kadar hayranı idi kitabın. tabii o zamanlar terörist olarak görmüyordu kimse onları.



