
“Bunu utanarak söylüyorum, iyi bir müslüman olmak için dahi önce batılı olmak gerekir” der necip fazıl.
hatta ben daha da ötesini söyleyeyim: “insan olmak için bile önce batılı olmak gerekir”
bu sözün iki anlamı vardır:
1. batılı olmadan medeniyetin getirdiği insani özellikleri(toplumsal bilinç olarak) kazanamazsınız.
2. insani özellikleri kazanamadığınız için sizi tavuk gibi öldürürler de dönüp bakan olmaz. halbuki katledilen ingiliz, alman veya norveçli olsaydı kıyameti koparırlardı. önce siz kendinize acıyacaksınız(gereken bilinçle donanarak), başkalarının acıması sonraki iş.
son dönem osmanlı aydınları doğunun her anlamdaki perişan halini net olarak görmüşlerdi. o perişanlığı görmelerini sağlayan da elbette batıyı tanımaları oldu. bu noktada onlar için yol üçe ayrıldı:
1. inkarcı tayfa: “islam doğuyu geri bıraktıran, 1400 yıl öncesinin çöl kanunudur. islamdan kurtulmalıyız. islamdan kurtulmadıkça bize çıkış yolu yoktur” diyenler…
2. sessiz tayfa: bu grup islamı inkar etmiyordu. ancak kesinkes ülkenin her alanda batılılaşması gerektiğini, eski düzenle hayatta dahi kalamayacaklarını biliyorlardı. çelişkiyi çözecek ilmi donanımdan yoksun olduklarının da gayet farkındaydılar. o yüzden sessiz kaldılar. açıktan veya örtülü olarak batılılaşmaya destek verdiler. kişisel hayatlarında da kendilerince islamı yaşamayı sürdürdüler.
3. eskide ısrarcılar: bunlar ortada hiçbir problem göremeyen ve her şeyin aynen eskisi gibi devam etmesini isteyenlerdi. bunlar en şedit radikalinden ılımlısına kadar boy boy ve soy soydur. çeşit çeşit fraksiyonlara ayrılırlar.
ancak batılılaşma şişede durduğu gibi duran bir şey değildir. geldiği zaman arka planında yatan ve onu doğuran felsefesini de insanlara ve topluma aşılamaktadır. böylece batılılaşmak aynı zamanda büyük ölçüde dinden uzaklaşmayı da getirdi. din gittikçe marjinalize oldu. insanların artık yepyeni bir dini vardı: “bilimsel pozitivist paradigma” veya namı diğer, bilimperestlik dini…
cumhuriyet boyunca bizde din adına pek az şey değişti. dini temsil edenler klasik anlayışı olduğu gibi devam ettirmeye çalıştılar. sadece biraz savunma argümanları üretebildiler karşı cenaha karşı. bunlar da sorunları çözmeye değil, bilimperestlere karşı laf yetiştirmeye yarıyordu. artık hep aynı oyun sahnelendi. bilimperestler son derece cevval, cesur ve kendinden emin bir biçimde müslümanlara türlü türlü saldırılar yapacak; müslümanlar da ezik, yarı ağlak, yarı mahcup onlara laf yetiştirmeye çalışacaktı.
güya yenilik yapmak isteyenler de çıktı elbette. ancak onların yaptığı dinde tahribat ve tahrifattan öteye gidemedi.
müslümanın inandığı, söylemi, eylemi hep başka başka idi. böylece içi dışı bir olmayan, son derece kaypak, yalancı bir tip türedi. dürüstlük kelimesi bu tipin lugatında bile yoktu. karşı cenah size gelip, günümüz evrensel değerlerine tamamen ters düşen bir inancınızı itham ettiğinde ne yapabilirsiniz ki? ya bin tevil ile kıvıracaksınız ya da ışid olacaksınız; ortası yok.
inandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın. batılılaşma ile gelen her ne varsa, onunla birlikte arka planındaki felsefesi de gelir ve sen istesen de istemesen de aklına ve kalbine dolar ve seni tasarrufu altına alır. artık günden güne imanını kemirir ve belki de en sonunda seni inkara düşürüp bırakır.
kimse farkında olmasa bile bu işlem herkeste değişik hızlarda ve güçte devam etmektedir.
işte bu noktada derim ki: el an süluk etmekte olduğum yola kendi istek ve arzumla ve bir takım iddialarla girdiğimi sanmayınız. ben her seferinde yalnızca önümde duran ve bana sıkıntı veren bir problemi çözdüm. sonra bir başkasını, sonra bir başkasını…derken derken bunlar birikti. “bana fayda veren, imanımı korumama vesile olan, başkalarına da faydalı olsa gerektir” dedim ve paylaşmayı uygun gördüm. bulduklarımdan fayda görenler okumaya devam edebilirler. faydalı olmadığını düşünenlere ise, neyi veya nereyi faydalı görüyorlarsa oraya devam etmelerini tavsiye ederim.
ben sadece kendi yolumda yürüyorum. her şeyi(öncelikle) kendim için yapıyorum. kimseden hiçbir beklentim de yoktur. meselenin başı da budur sonu da budur.



