Dünya GörüşüDiyalektikMelekSevap ve GünahŞeytanToplumsal BilinçToplumsal Düzen

Beşer

Bizler bizzat bu kategoriye dahil olduğumuz için beşeriyetin evrendeki anlamını yeterince idrak edemiyoruz; bir gözün her şeyi görüp kendisini görememesi gibi…

meselenin kolay anlaşılması için somut bir örnek vereyim:

20’li yaşlarımda iken kemalistlerden nefret ederdim ve bir gün iktidarı ele geçirdiğimizi ve tüm kemalistleri toplayıp kurşuna dizdiğimizi düşlerdim. ancak sonraki yıllarda işin bu kadar basit olmadığını ve stalinist yöntemlerin gerçekte sorunu çözmeye değil hasır altı etmeye yaradığını anlamıştım.

evet kemalistleri yine yok etmeliydik ama bunu onları kurşuna dizerek değil, kemalizmin varlık sahasına çıkmasına sebep olan ve işe yaramaz hale gelmiş dünya görüşümüzü yenileyerek yapmalıydık. yeni dünya görüşümüzle daha medeni, daha insancıl, daha dürüst, daha adil, daha gelişmiş, daha müreffeh bir toplum ortaya çıkarttığımızda ve yeni ve güzel bir insan modeli geliştirdiğimizde kemalizm yine yok olacaktı; hem de dönmemecesine ve köklü bir biçimde.

batılıdan daha üstün bir dünya görüşü ve algısı ortaya koyduğumuzda ve bunun doğal sonucu olarak daha medeni bir toplum haline geldiğimizde, kim batıyı taklit etmeye çalışır ki? tam tersine kültür ihraç etmeye başlarız ve dünya bizi taklit etmeye başlar.

dikkat edin burada olan şey, antitezin bizi başka bir şuur seviyesine çıkmaya zorlamış olduğudur. antitez gelişimin motorudur. evet antitezler bize acı çektirirler ama aynı zamanda da gelişmeye zorlarlar. antitez karşıt görüştür, nefstir, şeytandır, belalardır, musibetlerdir, yaşanan acı olaylardır….antiteze savaş ilan etmek, yok etmeye çalışmaz yersizdir. onları aşarak varlıklarını hükümsüz hale getirmek ise ab-ı hayattır.

kişisel planda da aynı durum geçerlidir. kendi iç dünyamda dahi aynı hatayı tekrarlamıştım. iyi bir müslüman olmayı melek olmak gibi bir şey sanıyordum; ama garip bir şey oluyordu; ben melek gibi olmaya çalışırken, nefsim ve şeytanım büsbütün azıyor ve beni daha beter günahlara düşürüyorlardı. halbuki bizler melek değiliz, beşeriz. bu gerçeği idrak edememiştim.

abdülkadir geylani hazretleri yoğun riyazet günlerinde iken bir gün nefsi bedeninden dışarı çıkar. bunun üzerine geylani hazretleri sevinir ve “bir daha seni içime almayacağım” der. bu noktada ilahi hitap gelir, ” tekrar al onu içine, biz seni onunla seviyoruz” der.

evet dostlar, belki çok tuhaf gelecek size ama, allah bizi bu halimizle seviyor: nefsimizle, şeytanımızla, günahlarımızla…(buradan iyi o zaman günah işleyelim bol bol gibi bir mana çıkmasın. emmare nefs fırsattan istifade bu tür çıkarımlar yapar çünkü; hiç affetmez. günahlar onları aşıp gitmek ve bir üst şuur seviyesine çıkmak için basamak oluşturdukları zaman işe yararlar. ona saplanıp kaldığımızda felakettirler).

biz beşeriz, melek değiliz. melek gibi tek kutuplu bir varlık olmamız imkansızdır. o halde kendimizi her halimizle kucaklamamız gerekiyor; tüm antitezlerimizle… buna nefsimiz, şeytanımız ve yaşadığımız tüm olumsuzluklar da dahildir. şu hayatta başımıza gelen her ne olursa olsun, ne kadar acı olursa olsun, ne kadar fena ve kabul edilemez olursa olsun….hepsini kucaklamamız gerekiyor. zira hepsinde bizim gelişimimiz için bir ders vardır. o dersi alıp geçmemiz lazımdır; olaylara takılı kalıp acı çekmemiz, psikolojimizi bozmamız maksat dışıdır…

isnetus 19.07.2021 09:40 ~ 11:01 

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu