Bilimin Çok Abartılması
Yetersiz bir tanımlamadır çünkü mesele bilimin abartılmasından çok ötedir. özünde belli kategoride bilgi edinmek için üretilmiş bir metodoloji veya bu metodoloji ile elde edilmiş bilgi manasına gelen bilim(science, scientific knowledge) hemen hemen bir din mertebesine yükseltilmiştir.
işin kötüsü, bütün şuurlar bu cendereye girdiği için insanlara bu gerçeği anlatmanın ve kabul görmenin deveye hendek atlatmak kadar zor olmasıdır.
aydınlanma döneminden itibaren “bilim” hızla akıl alanından taşmış ve artık bir “inanç” mertebesine yükselmiştir. eski papazların yerini, yarı mistik, etrafında bir saygı hâlesi oluşturulmuş beyaz önlüklü bilginler almış.(“bilim insanları” lafından ikrah ettiğim için “bilgin”kelimesini kullandım. önce “bilim adamı” tabiri üretilmişti. sonra bu cinsiyetçi bulunarak yerine “bilim insanı” tabiri uyduruldu. şu kafaya bakar mısınız?)
aslında “bilimin” din yerine ikame edildiğini, gören gayet güzel görüyor. ama beyni büyük ölçüde enfekte olmuş çoğunluk kendisine ezberletilenleri tekrar etmekle yetiniyor.
evet bu bilim denilen paradigma deccalın ideolojisidir. ahir zamanda insanların çoğu “deccala tâbî olur”
not: bilindiğini zannederek kullandığım “deccal” kavramına gülenler olmuş. düz adamlar için açıklayayım o zaman. her şeyden önce bu kavramı bir mecaz olarak, belli bir zihniyete atfen kullanıyoruz. örnek;
deccalın tek gözü kördür: yani yalnızca maddeyi görüp manevi aleme kapalı olmak.
deccal eşeğe biner: eşek, dünyevi hazlara, zevklere düşkün olmanın sembolüdür.
deccal olağanüstü haller gösterir: madde üzerindeki tasarrufu ile bir çok teknolojik yenilik sunar.
deccal insanlara yeryüzü cenneti sunar: teknolojisi ve ürettiği fantazilerle(film, müzik şu, bu….) insanları sahte bir yeryüzü cennetine sokar.
deccal ilahlık iddia eder: bilim zamanla her şeyi çözecek. ölümsüzlük bile mümkün olacak vs…
(bkz: #44498271)



