Bilimsel Bir Açıklamaya İnanmamak 2
Aslında bu tarz söylemlerde bulunanların derdini gayet iyi anlıyorum. eşine az rastlanır, müthiş bir sorgulama ve arayış macerası gerçekleştiriyorlar. tabii bunların, ezici çoğunluğu 25 yaşında donup kalan, ömrünün sonuna kadar da aynı zihin şablonunu terk etmeyen günümüz insanları için anlaşılmaz şeyler.
nerede sürekli devrim idealine bağlı kalanlar?
nerede “bir günü, bir gününe eş olan aldanmıştır” ölçüsünün sadık takipçileri?
soruluyor ama cevap verecek pek az kimse var.. hangi cenahtan olduğun önemli değil, yeter ki kayda değer bir şeyler söyle!
çünkü her söz değerlendirmeye girecek, süzgeçten geçecek, fikir mimarisinde bir yapıtaşı olacak. soru ilmin yarısıdır demiş eskiler..
az çok bir şeyler söyleme yeteneğine sahip olanlar, öyle veya böyle felsefe ile uğraşmışlar veya bir tarafından bulaşmışlar gibi görünüyor. maalesef sadece kendilerine belletilenleri tekrar etmekten öteye gidemiyorlar. tahlil yenilik getirmez, yenilik terkiptedir. onun için de yeterli tecrit/soyutlama gücü lazım.
belki de yepyeni fikir kıvılcımları(ıskra) bazı sanal ortamlarda neşet edecek ve belki de geleceği şekillendirecek. marx ve kafadarlarının bundan yaklaşık iki asır önce almanya birahanelerinde yaptıklarının bir benzeri olarak. bilemiyorum, belki de ben fazla iyimserim.



