Daemonic(şeytan-ifrit) insan şahsiyetinin tümünü bir dalga gibi kaplama potansiyeli taşıyan herhangi bir tabii eğilimdir. cinsiyetin kudreti, yaratıcının inadı, kızgınlığın yakıcılığı, iktidar hırsı insanın “daemonic” uzantılarının örnekleridir. “daemonic” bir nesne olmaktan çok, saklı bir güç, insanın yaratıcı ve kahredici gücünün müşterek kaynağıdır. insan davranışının derinliklerine nüfuz etme insanın ‘daemon’unu şuurunda kabul etmeye ve anlamaya bağlıdır…
“daemon”un kabul edilmediği, maskelendiği ve yalnız “kötü” ile bir tutulduğu uygarlıklarda edebiyat ve sanat yüzeysel kalmaya mahkûmdur. islam resmi kültüründe (tasavvufun dışında kalan ortodoks gelenekte) ve bu arada osmanlı kültüründe, “daemon” “şer-şeytan”la bir tutulduğundan yaratıcı bir güç olarak ortada yoktur… mardin, şerif, “‘aydınlar’ konusunda ülgener ve bir izah denemesi”, toplum ve bilim, s. 24 (kış 1984), s. 13-15;
muhyiddin-i arabi hazretleri iblis’in zat tecellisine yani allah’ın zatının dervişe tecellisine dahi karışabilmekte olduğunu söyler. bunun sebebi de “allah” ismi sair esmayı kendinde toplamıştır ki, bunların arasında mudill(saptıran) ismi de vardır.
buradaki inceliğe dikkatinizi çekiyorum. allah ismi gerek negatif gerekse pozitif tüm isimleri ve anlamları kendinde topluyor. allah, çok şefkatlidir ama aynı zamanda kahhar’dır(kahredicidir). affedicidir ama aynı zamanda intikam alıcıdır. çok halimdir ama aynı zamanda çok şedidtir. doğru yola iletendir ama aynı zamanda saptırandır vs…
yani allah ismi tüm zıtları kendinde toplamış ve cem etmiştir. bu isme ulaşmanın yöntemi de tüm diyalektik ikilileri, zıtları aşmak şeklindedir.
zıttını aşmak onu imha etmek, yok etmek, tasfiye etmek değildir. mesela stalin’vari bir muhalif temizliği(kurşuna dizmek) maharet olamaz. zira bir yerde muhalif varsa, varlığını sizdeki bir eksikliğe bir kusura borçludur.
üniversite yıllarımda tüm kemalistleri kurşuna dizmeyi hayal ederdim. yıllar sonra bu gerçeği fark ettiğimde artık öyle kanlı hayallerden tövbe ettim. kemalistlerin yine yok olmasını umuyorum ama kurşuna dizilerek değil; onların ortaya çıkmasına sebep olan bizdeki eksiklikleri telafi ederek, şuur sıçraması yaparak onların varlık hikmetinin son bulmasını arzu ediyorum.
tasavvuftaki kişisel seyrimizde de benzer süreçler söz konusudur. içimizdeki şeytanı ve nefsi imha ederek değil istihdam ederek etkisiz hale getirmek gerekiyor. aksi takdirde tüm dinamizmimizi yitirebiliriz.



