Aydınlık vs. KaranlıkCennet ve CehennemNefs, Benlik-EgoRuhSpritüalizmTasavvuf (Seyr-i Süluk)

Deccalın Sahte Cenneti

Deccaliyet manası çok boyutlu bir kavramdır. zâhirde de bâtında da karşılığı vardır. deccaliyetin temel özelliği yüzeyde kalmaktır.

ruhun hakka doğru yükselişi ve seyri esnasında, fizyolojik ve enerjetik bedenlerimizde de büyük değişimler ve dönüşümler olur. zira ruh, fizyolojik ve enerjetik bedenle kaynaşmış durumdadır. birindeki değişim diğerine de sirayet eder.

spiritüalistler, yogacılar, masonlar ve bunların sair benzerleri bu noktada olaya müdahil olurlar. geliştirdikleri bazı teknikler ile ruhun yükselişinin bedende yaptığı değişim ve dönüşümleri taklit ederler. sonuçta olağanüstü hallere ve güya ilahi hallere kavuşurlar. tasavvufta bunlara “sûrî tecelli-yüzeysel belirimler” denir.

ancak bunların hepsi sahtedir. zira onlarda ruhun yükselişi yoktur. hatta onlar ruhtan haberdar bile değildirler. onların ruh diye bildikleri ancak nefstir; yani biyolojik bedenimizin enerji yapılı eşleniğidir. bunların yaptıkları iş, sahte para basmakla aynıdır. zira bastıkları para görünüşte güzeldir ama altın karşılığı(ruhtaki karşılığı) yoktur.

uyuşturucu ve çeşitli nöro-kimyasallar kullanılarak elde edilen haller dahi sûrî tecelli kapsamındadır. spiritüel teknikler kullanarak elde edilen haller ile nöro-kimyasal kullanarak elde edilen haller arasında özde fark yoktur. ancak madde kullanımı sürdürülebilir değildir. fark sadece budur.

bunların en üst seviyeye çıkanları meleklerle hatta tanrıyla bile konuşur. mesela eski alkolik george bush öyle bir adamdı. tanrı ile konuşurdu.

tanrı ile konuşmak elbette anladığımız manada değildir. algılarını en üst seviyede aktive ettikleri için, her noktada her an bulunan ilahi kelamdan(sözden) yüzeysel bir yansıma alırlar. zira ilahi kelamın enerji boyutunda da bir belirimi ve izdüşümü vardır. yüzeysel de olsa temizlik yapanın aynasına güneşin bir sureti ve silüeti elbette düşecektir…. hatta durugörüde tanrıyı çeşitli suretlerde görenleri dahi vardır.

ancak bu elde ettiklerinin tamamı aleyhlerine olur. kendilerini ermiş ve dosdoğru yol üzere bilirler ve bu nedenle asıl yolu araştırma ihtiyacı duymazlar veya onları da kendileri gibi bilip itibar etmezler. sonuçta ruhun nurani dünyasına çıkamayıp, ebediyen narda, enerji boyutunda, cehennemde kalırlar.

işte batı medeniyeti tamamen bu yüzeysel irfan üzerinde yükselmiştir. elde ettikleri yüzeysel bâtıni irfanı, madde boyutuna da çıkarmışlar ve bildiğimiz “batı kültür ve medeniyetini” üretmişlerdir. böylece deccalın sahte cennetini insanlığa sunmuşlardır.

not: tasavvuf ehli yolunda başında iken ruhun bedenle güçlü bir irtibatı söz konusudur. bu durum onlarda da sûrî tecellilerin meydana gelmesine yol açar. ancak ileriki aşamalarda ruh bedenden sıyrılıp irtibatı kopardıkça sûrî tecelliler azalır; hatta tamamen yok olur. bu onları sıkıntıya sokar. zira beden ve nefs çok güçlü bir şekilde karşılarına dikilmiş olur. ancak ruhun bedenden kopması esasen büyük bir kemal ve yükseliştir. diğer yandan sûrî tecelli ehli böylelerini görünce onların kendinden düşük mertebede olduğunu vehmeder. zira kendindeki hallerin onlarda olmadığını düşünür. elbette bu görüşü tamamen yanlıştır.

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram, twitter ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu