Peygamberler tarihini dikkatli incelersek hep aynı hikayenin yaşandığını fark ederiz. hakikat ehli bir zat çıkar ve ilmini topluma açar. devrin iktidar sahibi kodamanları o zata şiddetle karşı çıkarlar. karşı çıkmalarındaki gerekçe şu veya bu olabilir ama gerçekte kurulu düzeni, statükoyu korumak istemektedirler; çünkü o düzenin kaymağını onlar yemektedir.
ancak hakikat ehli çetin cevizdir; öyle kuru gürültüye pabuç bırakmazlar. hayatları pahasına da olsa genelde kodamanlara boyun eğdirip düzeni değiştirmeyi başarırlar ve nihayet hakikatin saltanatı başlar.
ne yazık ki, hakkın hakim olduğu düzenin ömrü fazla olmaz. bir iki nesil içinde derhal yeni kodamanlar türer ve yavaş yavaş ipleri ele almaya başlarlar. bu arada o peygamberin getirdiği ilmi de kendi lehlerine kullanmayı ihmal etmezler. işte din adamı denen güruh tam bu noktada ortaya çıkar. onlar peygamberin tebliğlerini dış yüzden ezberlemiş ve kodamanların iktidarına payanda yapmak için onu bir ideolojiye dönüştürmüşlerdir. toplumdaki işlevleri hemen hemen stalin’in siyasi komiserleriyle aynıdır. muktedirler, bu din adamı denilen uyduruk sınıfla avamı güderler. karşılığında da onlara iktidardan ve servetten pay verirler.
günümüzdekilere bakmayın siz. bunların selefleri iktidarın tüm nimetlerinden bol bol istifade ediyorlardı. şimdikiler pastanın en büyük dilimini başka bir dinin temsilcilerine kaptırdılar. evet, çağımızda “bilimsel pozitivist” paradigmanın/dinin baskın çıkması yüzünden hocaların, papazların, hahamların eski ihtişamları kalmamıştır; hatta azalarak bitme sürecindedirler.
istisnasız olarak kurumsallaşmış tüm dinlerin hükmü aynıdır. onlar kurulu düzene meşruiyet kazandırmakla vazifelidirler. yahudilik, hristiyanlık, islam, budizm vs. ve en önemlisi de modern din olan bilimsel pozitivist paradigmadır. “bilimsel pozitivist paradigma”nın da aynı istikamette hızla yol aldığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. üniversite profesörleri modern dinin rahipleridirler. unutmayalım, din dediğimiz olgu da son tahlilde bir dünya görüşü, bir paradigmadan ibarettir. ne kadar tetkik etsek de, aralarında üretim tarihi hariç pek bir fark bulamayız.



