Sevap ve Günahİman ve İnkaristiğfar-tövbeŞeytanŞuur-Yüksek Şuur-Düşük ŞuurToplumsal DüzenTövbe

Günah Benim

Bazen sorular geliyor bana.

“şöyle şöyle günahlar işledim, Allah affeder mi acaba beni?”

“tövbe eder ve bir daha o günahı işlemezseniz elbette affedilirsiniz”, diyorum; ama bir türlü inanamıyor soran kişi ve ilave ediyor “ama benim işlediğim günahlar çok büyük”.

günahın ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın affından ve merhametinden de büyük mü? tövbe eder ve bir daha işlemezsen affedilirsin, bu kadar basit.

Allah affediyor ama kişi kendini bir türlü affedemiyor gibi bir görüntü ortaya çıkıyor bu noktada. acaba öyle mi? kişinin kendisini affedememesi ve günahından dolayı vicdanının sızlaması mıdır burada söz konusu olan?

işin aslı kişinin vesveseye müptela olmasıdır. evet, günah bizatihi negatif bir fiil olmakla insan için zararlı ve tahrip edicidir. ancak günahın ondan daha büyük bir zararı vardır ki, şeytana kapı açması ve istismar için ona malzeme vermesidir.

şeytan, günah işleyen kimseye hemen musallat olur ve “sen artık iflah olmazsın, senin kadar pislik biri gelmedi bu dünyaya vs…” minvalinde bombardımana başlar. o kimseyi ümitsizlik vadisine atıncaya kadar devam eder. ümitsizliğe kapılan kişi de “battı balık yan gider” deyip kendini salıverir ve artık o kişiden bir daha bir hayır gelmez. hatta şeytan o kimsede uygun açıklık bulursa küfre kadar götürür.

ağır baskısı sonucu ümidini kaybetmiş ve çöküntüye girmiş kimi kurbanına şeytan şöyle fısıldar: “günah dediğin nedir ki zaten ya hu? 1400 yıl önce akıllı bir arap çıkmış, toplumu düzene sokmak için bir takım kurallar koymuş. aslında hepsi toplum düzeni için alınmış birer tedbir. günah münah hikaye. ahiret filan da masal…sen keyfine bak. bırak aptallar din min sayıklasınlar”.

kurban önce böyle bir ihtimali değerlendirmeye alır zihninde. büyük bir ferahlama hisseder; çünkü günahın verdiği acı bir anda buhar olmuştur. sonra yavaş yavaş inanmaya başlar bu ihtimale. en sonunda imanını da kaybeder. işte “her günahta küfre giden bir yol vardır” sözünün hakikati de budur.

sonuç: günah işlersek tövbe edeceğiz ve bir daha o günaha yaklaşmayacağız. başaramazsak yine tövbe ve istiğfara devam edeceğiz. biz tövbe ve istiğfardan bıkmayalım, bırakın şeytan bizi günaha sokmaktan bıksın…

günaha tenezzül etmeyecek ve günahtan zevk almayacak olgunluğa ve şuur yüksekliğine erişmek ise tövbenin hakikatini oluşturur. zira günahlar şuurun çocukluk hastalıklarıdır. örnek: eskiden pc oyunlarından müthiş bir zevk alırdım. şimdilerde bazen bir oyun açıyorum ama saman tadı alabiliyorum ancak. demek ki ben pc oyunlarına tövbe etmişim.

isnetus 12.10.2020 09:28

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu