
Güneşe Çıkınca Hapşıranlar Kulübü
Güneş, insanın doğrudan ve dolaylı olarak hayatiyet enerjisi kaynağıdır.
gıdalardan elde ettiğimiz enerji dahi son tahlilde depolanmış güneş enerjisinden ibarettir. söz gelimi en temel enerji kaynağımız olan glikozu bitkiler su ve karbondioksiti güneş enerjisi yardımı ile birleştirerek yaparlar.
vücudumuz da bitkilerin yaptığı işlemi tersine çevirerek enerji elde eder. glikozu su ve karbondioksite parçalayınca enerji açığa çıkar.
vücudumuz çok az da olsa spiritüel/enerji boyutu itibariyle güneş enerjisini doğrudan absorbe edebilir. normal insanlarda bu imkan çok cüzidir ancak yine de mevcuttur. güneş enerjisini doğrudan absorbe etme yeteneğini geliştiren insanlar çok az gıda ile idare edebilirler; hem de sağlıklı ve uzun yaşarlar. zira gıda yolu ile enerji temini külfetli bir yöntemdir. gıdaların yıkımı ile pek çok atık madde çıkar ve vücutta birikir. bunlar zaman içinde vücudu çok yıpratırlar ve çabuk yaşlanmasına neden olurlar(en yoğun kirletici ettir. bu yüzden çok ölçülü tüketilmesi gerekir).
güneşten doğrudan absorbe edilen enerji ile sistem kendine gelir ve üzerindeki negatif birikimleri atmaya çalışır. hapşırma denen refleksimiz işte bu negatiflikleri atma çabasından ibarettir. yine gözlerin yaşarması, burnun akması ve vücudun ürettiği tüm atık sıvılar da aynı kapsamdadır. hepsi negatif yüklerin uzaklaştırılması için taşıyıcı ortam olarak kullanılırlar.
eğer siz vücutta biriken negatiflikleri önceden uzaklaştırdıysanız(abdest, namaz ve tesbihle mesela), güneşe çıkınca hapşırma olmayacaktır.



