Sanayileşme Süreci ve AltyapıEkonomiSiyasetTarihToplumsal Düzen

Halk İçin Emniyet Adalet İçin Hizmet

Polis, jandarma ve güvenlik güçlerinin bir toplumdaki fonksiyonu nedir?

güvenlik hizmeti mi verirler yoksa baskı aracı mıdırlar?

daha önce de defaatle işlediğim üzere, tarım toplumlarında seçkin bir azınlığın diktası söz konusudur ve demokratik prensiplerin tarım toplumlarında geçerli olması ve işlerlik kazanması düşünülemez. eğer bir tarım toplumuna zoraki bir biçimde dışardan demokratik rejim empoze edilirse orada kargaşa çıkar; anarşi, terör azar hatta iç savaşa dahi evrilebilir.

atatürk, medeniyetin beşiği olarak gördüğü batıyı her kurumu ile ülkeye taşımak istediği için elbette çok partili rejimi de uygulamayı düşündü; ancak pratikte çok farklı bir sonuca yol açtığını ve türkiye’de demokratik prensiplerin işlemediğini kısa sürede fark etti ve demokrasiyi rafa kaldırdı. elbette atatürk bugün bizim yaptığımız gibi mevzuun ilmi ve teorik analizini yapamazdı ama müthiş bir pragmatist olduğu için yanlışta ısrar etmedi. ismet paşa ise biraz da amerika’nın zoruyla çok partili rejime geçerek türkiye’yi ateşe attı. türkiye’nin bugünlere dek uzanan anarşi, terör ve istikrarsızlık geçmişinde bu kararın büyük etkisi vardır çünkü kuralımız basittir: bir tarım toplumunda ancak bir tane güç odağı, hâkim zümre bulunabilir. ikincisi çıkarsa birinden biri tasfiye olma zorundadır. tarım toplumlarında birden fazla güç odağını idame ettirecek kaynak yoktur.

bu nedenle tarım toplumlarının doğal rejimi aristokrasidir ve hangi isim ve görünüm adı altında olursa olsun, seçilmiş bir azınlığın ikinci sınıf olarak görülen geniş köylü kitlelerini demir bir yumrukla idare etmesidir. bu durumda polis ve bilhassa da jandarmanın(veya başka bir isim altındaki kırsal bir güvenlik gücünün) bir tarım toplumundaki fonksiyonunun ne olabileceği açıktır; kitleleri ezmek, sindirmek, korkutmak hatta işkence ve zulmetmek…bu sebeple tüm tarım toplumlarında vahşet, işkence, zulüm alışıldık görüntülerdir.

gelişmiş bir sanayi toplumunda ise durum büyük ölçüde farklıdır. böyle toplumlarda artık güvenlik güçleri baskı aracı olmaktan büyük ölçüde çıkmış ve vatandaşına güvenlik hizmeti veren kamu kurumlarına dönüşmüşlerdir.

sanayi toplumlarındaki gelişmiş özgürlüklerin kaynağı pluralizmdir; yani siyasi iktidarın birden fazla güç odağına dağılmış olmasıdır. onun dahi kaynağı üretim ve geniş ölçekli ticaretin derinlik kazandırdığı ekonomi ve bunu yol açtığı yaygın kurumsallaşmış özel sektör ve özel mülkiyettir. bir sanayi toplumunda devlet ne kadar küçülürse ve temel unsurları dışına taşmazsa o ülke o denli refaha, zenginliğe ve özgürlüğe kavuşur.

sosyalizm, devletçilik, kamu iktisadi teşekkülleri…bunlar tarım toplumlarının geri kalmışlık kısır döngüsüne hapsolmasına, sanayi toplumlarının ise dinamizmini kaybedip donmasına yol açarlar…hepsi düşman başına…

netice: tüm özgürlüklerin kaynağı sanayileşmektir. tüm problemlerin çözümü yine sanayileşmektir. gelişmenin felsefe, edebiyat, eğitim vs. gibi durumlara bağlı olduğunu sananlar büyük yanılgı içindedirler; çünkü bunlar sebep değil sonuçturlar.

isnetus 18.03.2018 14:40 ~ 14:50

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu