Tasavvuf yolunda bir taraftan nefs temizlenirken, diğer yandan kalp temizliği yapılır. kalp temizliği denilen hadise ilahi isimlerin nurlarının kalpte güneş misali doğmasından ibarettir.
ilahi nurlar son peygamberden alınmış ve hz. ebubekir ve hz. ali çeşmelerinden insanlığa sunulmuştur. kuran’a ve peygamberin sünnetine uymadan bu nurlara mazhar olmak mümkün değildir. hatta onlara karşı yapılan az bir itiraz nurların akışını keser.
dolayısıyla hint yogacıları ve benzeri spritüel akımlar, kalbin nurlarından bihaber olarak yalnızca nefs safiyetini sağlamayı başarırlar. başarırlar dediysek sözün gelişi, çoğu onu bile beceremez.
nefs saflaşınca bir tür letafet kazanır ama asla emmarelikten(emmare=kötülüğü emreden nefs) kurtulamaz. üstelik saflaşan nefs boyutsal bir yükselişle cinler alemine dahil olur. nurların koruyucu kalkanları da olmadığından bu tayfa tamamen cinlere karışırlar.
cinler elbette bunlara güzel bir hoş geldin partisi yaparlar ve bunları kendilerine hizmetçi olarak kullanırlar. bu garibanlar da cinleri “melek” zannederler ve onlardan “spritüel rehberler” diye söz ederler.



