Hz. Ömer 3
Hz. Ömer bir gece dışarı çıkmıştı. beraberinde İbn Mes’ud da vardı. dolaşırken uzaklarda bir yerde bir ışık gördüler ve oraya yöneldiler. nihayet bir evin önüne geldiler. içeride önünde şaraplar olduğu halde bir ihtiyar oturmakta ve bir şarkıcı kız da şarkı söylemekteydi.
bunun üzerine Hz. Ömer baskın yaparak yaşlı adama “ben ömrümce, ecelini beklemekte olan bu ihtiyarınki gibi çirkin bir manzara görmedim“dedi. bunun üzerine ihtiyar “ey mü’minlerin emiri! senin yaptığın benimkinden daha çirkindir. ben bir günah işledim, sen ise üç günah işledin” dedi. tecessüsü(gizliyi saklıyı araştırmayı) yasaklayan (hucurût 49/12), evlere kapılarından girmeyi emreden (bakara 2/189) ve içeridekilere selâm verip izin almadan evlere girilemeyeceğini bildiren (nûr 24/27) âyetlerini hatırlattı.
o zaman hz. ömer “doğru söylüyorsun”dedi ve sonra elbisesiyle yüzünü kapatıp ağlayarak çıktı. dışarıda kendi kendisine “eğer rabb’i onu bağışlamayacak olursa annesi Ömer’in mâtemini tutsun! bu ihtiyar, yapmakta olduğu işi kendi ailesinden bile gizliyordu. bundan böyle “nasıl olsa Ömer beni gördü!”diyerek bu işi hiç terketmeyecektir”dedi.
o şahıs, bir zaman Hz. Ömer’in meclislerine gelmedi. nihayet bir gün kendisini gizleye gizleye gelip cemaatın son saflarından birine oturdu. onun gelişini gören hz. Ömer “şu ihtiyarı bana getirin!”dedi. birisi kalkıp o ihtiyarın yanına giderek ona “mü’minlerin emîri! yanına gelmeni istiyor”dedi. ihtiyar, hz. Ömer’in kendisine bir ceza vermesinden korkarak yavaş hareket ediyordu.
hz. Ömer “yaklaş, yaklaş!”diyerek onu yanına oturttu. sonra kulağına eğilip ona “hak peygamberi gönderen Allah yemin ederim ki, o gece gördüklerimi hiç kimseye söylemiş değilim. aynı şekilde o sırada yanımda bulunan ibn Mes’ud da bunlardan hiç kimseye bahsetmemiştir”dedi. bunun üzerine o da hz. Ömer’in kulağına “ey mü’minlerin emîri! hak peygamberi gönderene yemin ederim ki ben de o geceden sonra, o işe bir daha yanaşmadım“ dedi. bunları işiten hz. Ömer yüksek sesle tekbir getirdi. ancak oradakiler onun niçin tekbir getirdiğini asla öğrenemediler.



