Hiçlik ve Hakikat Üzerine Bir Sorun
Felsefi kavramlarla zırvalamayı ilgilisine bırakıp, ben fırsattan istifade meselenin tasavvuftaki karşılığını vereyim.
adem= yokluk (âdem değil, “a” harfinin üzerinde uzatma yok)
îdam= yok etme
mâdum= mevcut olmayan, yok olan.
mesela bir bina düşünün. bu binanın yapım tarihi bellidir. o tarihten önce bu bina yok idi. ancak binanın projesi kağıt üstünde vardı; hatta daha da önemlisi mimarın zihninde vardı.
aynı misali tanrı için de düşünebiliriz. varoluş minicik bir karıncadan, dev galaksilere kadar yaratılmadan önce levh-i mahfuzda* proje olarak mevcuttu; hatta ezeli olarak Allah’ın ilminde bulunuyordu.
bu durumda herhangi bir varlık için “önceden yok idi; şimdi var ve sonra tekrar yok olacak” hükmünü verebilir miyiz?
hayır veremeyiz; ancak şöyle diyebiliriz:
ilim dairesinden çıktı ve kudret dairesine girip maddi varlık kazandı; sonra tekrar ilim dairesine dönecek. tanrı için unutma söz konusu olamadığından, her şey aslında bir nevi ebedi hayat sahibi.



