Din, Evrensel Düzen ve SünetullahBumerang Kanunu

Hile

Hile yapan aslında en büyük hileyi kendine yapmaktadır ama farkında değildir.

hilekarlık, üçkağıtçılık, kaypaklık, yalan dolan insan denen canlının en büyük hastalıklarından biridir.

neden biliyor musunuz?

çünkü varoluşta “adl” ismi her an hükmünü yürütmektedir. ecnebinin dediği gibi, “there is no free lunch”.

eğer bir şey istiyorsan mutlaka onun bedelini ödemelisin. karşılığını ödemediğin hiçbir şey sana gelmez. aksi kesinlikle mümkün değildir.

nasıl ki markete gidiyoruz, istediğimiz şeyi alıp bedelini kasada ödeyip çıkıyoruz, aynı şekilde bu hayatta istediğimiz her ne varsa, gereken bedeli en başta ödemeliyiz. en kolay ve ucuz yol budur. o bedel; emek, gayret, çaba, irade, sabır, hüsnüzan, dua, ibadet, zikir, tesbih, ilim, tefekkür, diyalektiği işletmek vs. olabilir.

eğer hile hurda yolunu tutarsak, icap eden bedeli ödemekten kaçamayız. fatura döner dolaşır, eninde sonunda önümüze konulur. hem de tahsilat, tefeci faizi üzerinden yapılır.

arada milleti dolandıran tipler çıkar bilirsiniz. bunları yeren kadar öven de olur. hatta kimileri imrenir bunlara, “kerizleri iyi silkelemiş, helal olsun” falan derler. halbuki kuralımız basittir: aldığın her şeyin bedelini mutlaka ödeyeceksin; öyle veya böyle…

varsa iyiliklerin, hakkına girdiğin tüm insanlara pay edilecek maneviyatta. yoksa, onların negatifliklerini yükleneceksin. bu anında gerçekleşen bir ödeme-dengeleme mekanizmasıdır ve otomatik işler.

bir de total maliyeti var hilekârlığın…bu hayatta amaç, iman ve marifet basamaklarında yükselmek iken, o şahıs henüz karanlık bir aşamada takıldı kaldı…sonraki şuur basamaklarının tüm getirilerinden mahrum bırakıldı. halbuki oralarda sonsuz bilinç hazineleri mevcut idi. antik çağlarda borcunu ödemeyeni, köle pazarında satıp borcu öyle kapatırlarmış. bilinç düzeyinde de üçkağıtçıya aynen öyle yapılır. üzerine tüm negatifler yüklenip, ebediyen emmarenin kölesi haline getirilir.

gerek bireysel gerekse toplumsal planda mekanizma hep böyle işler. mesela fetö’nün halini hepimiz gördük. belli bedelleri ödemekten kaçmak için hileye başvurdular; ama gün geldi yine hesabı acı acı ödemek zorunda kaldılar. bir de üstüne tüm dünyaları üzerlerine yıkıldı. tüm hilekârların sonu böyle olur. hem hesabı cebren ödetirler hem de dünyayı başınıza yıkarlar.

içi dışı bir olan, dürüst olan kimse aheste aheste gider ama sağlam gider. onun yıkılması, dünyasının üzerine çökmesi söz konusu değildir.

şahsen ben bu sırrı kendimce iyi idrak ettiğimi düşündüğüm için, gücümün son haddine kadar dürüst olmaya çalışıyorum. içimin dışımın bir olmasına dikkat ediyorum. mesela ekşide yazdığım her şey, içimden geçenle bire bir aynıdır. bildiğim, düşündüğüm her şeyi buraya olduğu gibi yazıyorum; rüyalarıma kadar… hatta bunlar tepki çekiyor kimi zaman…

isnetus 04.08.2019 12:46 ~ 15:10

İsnet.us

Bir ekşi sözlük yazarı olan “isnetus”, ağırlıklı olarak tasavvuf, tarih, siyaset bilimi alanlarına ilgi duyar. Ekşi sözlük ve bu blog haricinde başka bir yerde yazmamaktadır; instagram ve facebook hesabı da yoktur. Bununla birlikte Ekşi'de paylaştığı bazı yazılarını https://isnetus.wordpress.com/ adlı sitesinde paylaşarak takipçilerinin yorum ve ilgili konu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşabildiği ve farklı açılardaki tefekkürlerini sunup fikir alışverişinde bulunabildikleri bir blogu da mevcuttur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu