Hollanda’nın 94 Milyar Euroluk Tarım İhracatı
Hollanda öyle sanıldığı gibi yüzeysel olarak ele alınabilecek bir ülke değil. ben kısaca geniş bir perspektiften nazara vereyim meseleyi de, bir de öyle değerlendirin.
kabaca 1500’lü yıllara kadar dünya ticareti ipek ve baharat yolları üzerinden yürüyordu. çin ve hint malları kervanlarla orta asyayı geçip anadolu, mısır ve kırım’a geliyor ve buradaki limanlardan da ufak italyan şehir devletleri olan venedik ve ceneviz’liler tarafından satın alınıp avrupa’ya ulaştırılıyorlardı. ticaretin tüm geliri işte bu güzergahta toplanıyor ve büyük zenginlik bırakıyordu. ortasya, anadolu ve mısır zengin ve müreffeh bölgeler idiler.
italyan kent devletlerinin gelişkin olması da sözü edilen bu ticaret sebebiyle idi. rönesansın bu kentlerde başlaması da yine aynı sebeptendir. kuralımız şudur: bir yerde burjuvazi yani zanaat ve ticaretle erbabı olan kesim etkin olur ve siyasi gücü eline geçirirse orası kalkınmaya başlar. toprak sahibi asilzadelerin yönetimindeki ülke ise tarım toplumu aşamasında çakılı kalır.
işte bu güzel düzen, coğrafi keşifler sonucu afrika’yı dolaşıp uzak doğuya ulaşan deniz yollarının açılması ile son buldu. artık uzakdoğu ve hint malları çok daha ucuza ispanyol ve portekiz limanlarına boşaltılıyor ve tüm avrupa’ya dağıtılıyordu. deniz taşımacılığı, kervanlara göre çok daha ucuza mâl oluyordu. ipek ve baharat yollarının devre dışı kalması ile eski güzergâhtaki ülkeler hızla fakirleştiler ve viraneye döndüler. kültür, sanat, din her şey çözülmeye başladı.
ispanya ve portekiz altın çağını yaşarken, dünya ticaret rantı başkalarının iştahını kabartıyordu. bunlar ingiltere ve hollanda biraderler idi. bu iki müttefik bir dizi deniz savaşları sonucunda ispanya ve portekizi dize getirdi ve ranta el koydular. ingiltere üzerinde güneş batmayan imparatorluk haline gelirken, hollanda da ranttan payını aldı. londra ve rotterdam gibi limanlar servetin, sermayenin toplandığı yerler oldu.
kısacası, bugünkü hollanda’nın gelişmişliğinin böyle bir parlak arka planı var. bizim mazimiz ise tam tersi… biz dipten yükselmeye çalışıyoruz yavaş yavaş. bu süreçler asırlık trendler; öyle basitçe ele alınıp, kestirmeden hükümler verilmemeli.



