
Hz. musa, şeriatı temsil eder. şeriat, evrensel düzenin dış yüz, zâhir kurallarıdır.
evrensel düzenin vaz’ ettiği şekil kurallarına uymayanlar; mesela, büyük günahlardan kaçınıp, namaz oruç gibi şekli emirleri yerine getirmeyenler firavuna mağlup olurlar. ruhları da firavunun esiri olur. firavun, bizdeki hayvani güdülerdir. artık o kimse sürekli şehvetinin peşinde koşar. şuuru tam olarak bedenselleşir.
şekil şartlarına hakkıyla riayet eden kimsenin musa’sı güçlenir ve firavunu kızıldenizde boğulur. yani hayvani içgüdüler, ruh kaynaklı kırmızı nurlar(yüksek titreşimli enerjiler) altında etkisiz hale gelirler.
o kırmızı nurların bedene çekilebilmesi için âsâ sahibi olmak gerekir. zira ancak âsâ ile yol açılır ve feyzler gelir. âsânın aslı ise yılandır. bu yılan uzakdoğu mistiklerinin de çok iyi bildiği gibi kuyruksokumu kemiğinin spritüel boyutunda çöreklenmiş vaziyettedir. şekli kurallara tam uyulduğunda sözüedilen yılan dönüşüm geçirir ve belkemiği boyunca uzanan nurdan bir direğe dönüşür ki, rüya ve yakzada âsâ şeklinde suret verir.
kuran kıssalarının sembolizmini çözerek günümüze uyarlamak zorundayız. yoksa 3000 yıl önce gerçekleşmiş kıssaların bize bir faydası olmaz.
bu minvalde gördüğüm bir rüya:
rüya:
“gece yarısı sokakta yürüyorum. bir yere gitmem gerekiyormuş. ortalık tenha. in cin top oynuyor. bir tilki hızla üzerime doğru geliyor. hemen âsâmı çıkarıp tilkiye doğru savuruyorum. tilki kaçıyor. âsâmı hep sırtımda taşıyormuşum.”



