İnsanların çoğunun Allah’a yönelişi hastalıklıdır.
içlerinde gizliden gizliye bir pazarlık yatar.
ben allah’ın gözüne girersem, memnun olur, o da benim istediklerimi verir diye ümit eder.
yani adam “al ibadetini, ver bana arzularımı” diye bir “al gülüm ver gülüm” işine giriyor.
tabii bunların hepsi kendi zannında olup bitiyor…
halbuki ibadetin ve kulluğun özü o’ndan, o’ndan başkasını istememektir.
istemek, nefsin arzularıdır.
istediğin sürece nefs diri demektir.
nefs diri olduğu müddetçe de sen ayrısın, uzaksın, cehennemdesin.
ne diyor pirimiz mevlana, “tanrı’dan, ondan başkasını istemek, görünüşte istenen şeyin artmasını istemektir; ama hakikatte onun tamamı ile eksilmesini talep etmektir”
artık istemez olduğunda, takdir her neyse ona razı olduğunda nefsin tükenmiş ve ateşin sönmüş demektir.



