İmam-ı Şibli
Ebu bekri şiblî vali iken bu makamı terk ederek, Cüneyd-i Bağdadi hz.lerine gelir ve müridi olmak istediğini söyler: “sizi hikmet incilerinin mürşidi olarak tavsiye ettiler. lütfen bana da bir tane verin ya da satın.” bağdadi hz.leri, “satmak istesem bedelini ödeyemezsin. ücretsiz versem değerini anlayamazsın. benim yaptığımı yap. denize dal ve bir inci bulana kadar sabırla bekle” der. şibli, müridi olmak için ne yapması gerektiğini sorar. o da, “gidip bir yıl boyunca sülfür satmasını” tavsiye eder.
döndüğünde, bağdadi hz.leri bu gayretinin ona yalnızca kötü şöhret kazandırdığını ve ticareti öğrettiğini söyler. “gitmesini ve bir yıl boyunca dilenmesini” ister. bir yıl sonra, “şimdi kendi değerini anlıyorsun. başkalarının gözünde hiçbir değerin olmadığını gördün. şimdi eski vilayetine dön ve vali olarak yönettiğin insanlardan af dile” der.
bunun üzerine yanlış davrandığı bir adamın evi kalana kadar bütün evleri dolaşarak af diler. ancak o bir adamın izini bulamaz. sonunda yüz bin dirhem sadaka dağıtır. ancak kalbi huzur bulmaz.
dört yıl sonra şeyhini tekrar ziyaret eder. bağdadî hz.leri, onun içinde hâlâ bir ihtişam ve gurur izinin durduğuna işaret eder ve bir yıl daha dilenmesini söyler. her gün dilenerek kazandığını şeyhine getirir ve o da yoksullara dağıtır. şeyhi, sonunda şibli’yi derviş olarak kabul eder ve bütün dervişlerin ona hizmet etmesini emreder. ona “kendi hakkında ne düşündüğünü” sorar. o da, “kendimi Allah’ın yarattıklarının en aşağısı olarak görüyorum” der. şeyhi, “şimdi imanın tamamlandı” diyerek, onun kemalâtını tasdik eder.



